sonsuzluk adlı kişinin profiliAciz insan,Yaratıcı kudr...FotoğraflarBlogListelerDiğer Araçlar Yardım
Image and video hosting by TinyPic

Aciz insan,Yaratıcı kudrete dayandığı ölcüde AZİZDİR!...

VUSLAT MI? HASRET Mİ? NE HALLERDEYİM. SEVDAMIN KAHRINI ÇEKER YÜREĞİM VARSA BİR ÇARESİ SÖYLE BİLEYİM UMUT YIKIK KALBİM KIRIK ACI CEKER YÜREĞİM!...
Image and video hosting by TinyPic

sonsuzluk yolcusu

Konum
İlgi alanları
Bir gülüş kadar içten
Bir gülüş kadar gerçeğiz
Kim olduğumuz, ne olduğumuz önemli değil
Kendimizi ifade edebildigimiz yerdeyiz
Sevildiğimiz kadar değil
Sevebildiğimiz kadar değerliyiz!

arkadaşlar msn kişisi olarak eklemesseniz sevinirim kabul etmiyorum bilginize sunulur söylemek istediğiniz varsa özel ileti olarak gönderebilirsiniz.

Google Search Gadget

Yükleniyor...

saat ve takvim



 
More Cool Stuff At POQbum.com

Image and video hosting by TinyPic

ziyaretçi sayısı

NE ZAMANDAN BERİ BURDASIN

Özel HTML

Image and video hosting by TinyPic

***

Fotoğraf 1 / 6

Özel HTML

Image and video hosting by TinyPic

*****

KEŞKE DEMEMEK İÇİN BUNLARA DİKKAT ET

 

 

Eğer; ilerde bir gün arkanı dönüp KEŞKE demek istemiyorsan. 3 Şeyi doğru seç..

* **
Eşini doğru seç.
Doğru eş her zaman uzun zaman flort ettiğin kişi değildir.

Önemli olan kısa zamanda da olsa fikirlerinin uyuştuğu, Yaşam tarzlarının benzediği, Espiri anlayışının yakın olduğu, Zor zamanların da hep yanında olacağını bildiğin, Dertlerini, sevinçlerini paylaşabileceğin, Fikirlerine, olaylara bakış açısına güvendiğin, Senin fikirlerine saygı duyan, Konuşmaktan sıkılmayacağın, Hayata küstüğün zaman seni kabuğundan çıkartıp eğlendirebilen, Gözlerine baktığında ne söylemek istediğini anladığın, Aynı zamanda iyi bir arkadaş, Fiziksel görünüşün dışında da seni sen olduğun için
sevebilecek ve bunu kaldırabilecek birini eş olarak seçmelisin!!!
Dünya da böyle biri var mı? diye sorabilirsiniz şimdi. Emin ol var!! Tabii ki sayıları fazla değil.. Hatta hayatta insanın karşısına ya 1 ya da 2 kere çıkar, belki de hiç çıkmaz... Önemli olan onu fark edebilmek.


** * İşini doğru seç...
Doğru iş rahat iş değildir.

Çok kazandıran iş de değildir.
Kariyer de değildir.
Klimalı büro ortamı da değildir..
Doğru iş olmaktan zevk aldığın yerdir.
Sabahleyin kalktığında gitmekte üşenmediğin, bıkmadığın yerdir.
Tabii yanında rahatlık, para, kariyer varsa ne ala...


** * Arkadaşlarını doğru seç.
Çok sayıda arkadaşın olması "iyi arkadaşın" olduğunun ispatı değildir.

Güzel günlerdeki arkadaşlıklar geçicidir. Mutluluklarının yanında, acılarını da
paylaşabileceğin, Fikirlerine ihtiyaç duyabileceğin, Her zaman yanında olmasını isteyeceğin, Senin madden değil manen zengin eden, Bir tek arkadaş sana çok şeyler katacaktır.

 

tak kelimeyle süperrrrr:):)

 
Sami Yusuf - Sallou
Yükleyen : Meryem Baykuş

NASİHATLER

SADECE OKUMAKLA YETİNME HAYATINA GEÇİR BENCE, BENDE DENİCEMGülümseme ZOR GİBİ GÖZÜKMÜYOGöz kırpma
Emanete ihanet etmeyin..
Halinizden şikâyet etmeyin..
Büyüğünüze emretmeyin..

Bos şeylerde ısrar etmeyin..
Cahillerle sohbet etmeyin..
Kimseye minnet etmeyin..

Kötülüğe meyil etmeyin..
Her şeyi merak etmeyin..
Suçunuzu inkâr etmeyin..

Sırrınızı açık etmeyin..
Vataninizi terk etmeyin..


Nefesinizi boşa tüketmeyin..
İnsanları bekletmeyin. ..

Etrafınızı kirletmeyin..
İnsanları yüzüne karşı methetmeyin..
Kimseye küfretmeyin..
Şerefinizi kaybetmeyin..

İyiliğe niyet edin..
Büyüklere hürmet edin..
Sıkıntıya sabredin..
Aza kanaat edin..
Sözünüzde sebat edin..
Bildiğinizle amel edin..
Hatanızı Kabul edin..
Yaramaz ise def edin..
Varken tasarruf edin..
Âlimlerle sohbet edin..
Nefsinizle inat edin..

Sofranıza davet edin..
Zararlıysa men edin..
Seviyorsanız ifade edin..
Kalpleri fethedin..
Misafire ikram edin..
Muhtaca yardim edin..
Bilseniz de istişare edin..
Tehlikeye dikkat edin..
Hakki teslim edin..
Esirgemeyin lütfedin..
Gariplere merhamet edin..
Kazanmaya gayret edin..
Çalışanı takdir edin..
Başarıyı tebrik edin..
Mazereti Kabul edin..
Her an tevekkül edin..
Hastaları ziyaret edin..

Çocuğunuzu terbiye edin..
Herkese tebessüm edin..
Güvenseniz de kontrol edin..
İnanmayana ispat edin..

Unutacaksanız kaydedin..
Fakirleri gözetin..
Hayır, için sarf edin..

Bu yazıyı yayınlayanada

BOL BOL DUA EDİN Gülümseme

İmam-ı Gazali Hz.´nin Ölümü Sırasında Yaşanan Garip Olaylar...

(bir sitede rastladım sizinlede paylaşmak istedim. ben çok beyendim ve etkilendim İmam-ı Gazili büyük bir alim onada böyle bir ölüm yakışırdı zaten ne kadar güzel bir teslimiyet değil mi kardeşlerim inş. Rabbim bizede hayırlı ölümler ihsan eylesin AMİN.)
 
İmam-ı Gazali Hakkında Kısa Bir bilgi Vereyim...
İmam-ı Gazali, ömrü boyunca gece gündüz devamlı yazmış büyük bir İslam âlimidir. O kadar çok kitap yazdı ki, ömrüne bölününce, bir güne 18 sayfa düşmektedir.Eserlerinin sayısının 1000’e ulaştığı, Mevduât-ul-Ulum kitabında bildirilmektedir.
1959’da dört Alman ordinaryüs profesörü, İmam-ı Gazali´nin kitaplarını okuyarak, İslam dinine aşık olmuşlar ve İmam’ın kitaplarını Almancaya çevirerek sonunda müslüman olmuşlardır.
****************************
İmam-ı Gazali 1111 (h.505) yılının Cemaziyelevvel ayının 14. Pazartesi günü büyük kısmını zikir ve tâat ve Kur’an-ı Kerim okumakla geçirdiği gecenin sabah namazı vaktinde abdest tazeleyip namazını kıldı, sonra yanındakilerden kefen istedi.
Kefeni öpüp yüzüne sürdü, başına koydu: “Ey benim Rabbim, Mâlikim! Emrin başım gözüm üzere olsun” dedi. Odasına girdi. İçeride, her zamankinden çok kaldı. Dışarı çıkmadı. Bunun üzerine oradakilerden üç kişi içeri girince, İmam-ı Gazali hazretlerinin kefenini giyip, yüzünü kıbleye dönüp, ruhunu teslim ettiğini gördüler.


Başı ucunda şu beytler yazılıydı

Beni ölü gören ve ağlayan dostlarıma,
Şöyle söyle, üzülen o din kardeşlerime:
“Sanmayınız ki, sakın ben ölmüşüm gerçekten,
Vallahi siz de kaçın buna ölüm demekten.”
.......
Ben bir serçeyim ve bu beden benim kafesim.
Ben uçtum o kafesten, rehin kaldı bedenim.
.......
Bana rahmet okuyun, rahmet olunasınız.
Biz gittik. Biliniz ki, sırada siz varsınız.
Son sözüm olsun, “Aleyküm selam” dostlar.
Allah selamet versin, diyecek başka ne var?


İmam-ı Gazali, kendisini mezarın içine Şeyh Ebu Bekr en-Nessâc koysun, diye vasiyet etmişti.
Şeyh bu vasiyeti yerine getirip mezardan çıktığında hâli değişmiş, yüzü kül gibi olmuş görüldü. Oradakiler “Size ne oldu?.. Niçin böyle sarardınız, soldunuz efendim?..” dediler. Cevap vermedi. Israr ettiler, gene cevap vermedi. Yemin vererek tekrar ısrarla sorulunca, mecbur kalarak şunları anlattı:
“İmamın nâşını mezara koyduğum zaman, Kıble tarafından nurlu bir sağ elin çıktığını gördüm. Hafiften bir ses bana şöyle seslendi. «Muhammed Gazali’nin elini, Seyyidü’l Mürselin Muhammed Mustafa sallallahü aleyhi ve sellemin eline koy» Ben denileni yaptım. İşte mezardan çıktığımda benzimin sararmış, solmuş olmasının sebebi budur. Allah ona rahmet eylesin.”

selamün aleyküm

Bu spacesi yayınlamaya başlıyalı tam 1 sene oldu spaces yapmak ve bloga bir şeyler yazmak yayınlamak çok zevkli heleki bu sayede sizlere bir faydam dokunuyorsa Allah için bir şeyler yapabiliyorsam dahada güzel. inş. paylaşımlarımdan faydalandığınız konular oluyordur sevgili kardeşlerim ve büyüklerimGülümseme bende bu sayade bir çok alanla tanıştım bir çok spces arkadaşım oldu hepsinin çok güzel çalışmaları var Rabbim hepsinden razı olsun inş. emeklerini boşa çıkarmasın. zaten niyetlerimiz hep yüce yaratıcımızın rızasını kazanabilmek ona hakkıyla layıkıyla kul olabilmek inş. bunu başarabiliriz bizi verilen bu zaman zarfında günlerimizi saatlerimizi hatta saniyeler bile değerli bizim için lütfen boşa harcamıyalım herbiri altından daha değerli bu saatlerimiziGülümseme İşte böyle sizlerle de paylaşmak istedim bu duygularımı spacesim 1 yaşında oldu yaniGöz kırpma hepinize çokçaaa selamlar. Bu sonsuzluk yolculuğumuzu hayırlısıyla tamamlayıp sonsuzluk diyarında buluşmak üzere Rahman'a emanet olun...

UYARIYORUZ!....

UYARIYORUZ!

ALLAH’IN AZABINI HATIRLATIYORUZ!

ÜZERİMİZDE KARA BULUTLAR DOLAŞIYOR...

BÜYÜK FELAKETLER KAPIMIZIN ÖNÜNDE SIRASINI BEKLİYOR...

GÖK...HOMURDANIYOR!

YER... AYAĞIMIZIN ALTINDAN KAYIYOR!

BİZLER İSE HALA GAFLET İÇERİSİNDEYİZ, UYKUDAYIZ... BOŞ ŞEYLERLE UĞRAŞIYORUZ.

İNSANLARIN SURATI ASIK... ÇEVRENİZE BİR BAKINIZ, HERKES BİRER BUNALIM, BİRER STRES YUVASI OLMUŞ... HUZURU KAYBETMİŞ.

MÜSLÜMANLAR! KENDİNİZE GELİNİZ...

ZAMAN; AHİR ZAMAN’DIR...

ZAMAN; ALLAH’A DÖNÜŞ ZAMANI’DIR...

ZAMAN; TEVBE VE İSTİĞFAR ZAMANI’DIR...

‘’KENDİNİZİ VE AİLENİZİ YAKITI İNSANLAR VE TAŞLAR OLAN CEHENNEM ATEŞİNDEN KORUYUNUZ’’ (TAHRİM, 6)

İYİLİĞİ EMREDİP, KÖTÜLÜKLERDEN SAKINDIRMAK İÇİN GAYRET EDİNİZ!

ALLAH’I ve UYKULARI KAÇIRAN ÖLÜMÜ AKLINIZDAN ÇIKARMAYINIZ!

ETRAFINIZA MERHAMET EDİNİZ Kİ; ALLAH’TA SİZE MERHAMET ETSİN...

HELALLERE ve HARAMLARA DİKKAT EDİNİZ!

‘’SADAKALAR; BELÂ VE MUSİBETLERİ YOK EDER...’’ SADAKALARI ÇOĞALTINIZ!

EVLERİNİZİ, ALLAH’IN ÂYETLERİNE UYARAK NÛRLANDIRINIZ.

HAYATINIZI, PEYGAMBERİMİZ EFENDİMİZ (s.a.v)’in GÖSTERDİĞİ YOLDA GİDEREK GÜZELLEŞTİRİNİZ, GERÇEK HUZURA VE KURTULUŞA;

ANCAK İSLAMI, HAYATIMIZIN HER SAFHASINDA YAŞAYARAK ULAŞACAĞIMIZI UNUTMAYINIZ.

EVLERİNİZE VE AİLENİZE SAHİP ÇIKINIZ!

EN BÜYÜK SERMÂYENİZ OLAN ÖMRÜNÜZÜ TELEVİZYON KARŞISINDA TÜKETMEYİNİZ! HER AN ZEHİR AKITAN TELEVİZYON PROGRAMLARI SİZİ CEHENNEME SÜRÜKLEMESİN!

DİKKAT EDİNİZ! YARIN HESABINI VEREMEZSİNİZ...

FELÂKETLER TEPEMİZDE KOL GEZİYOR...

UNUTMAYINIZ Kİ;

‘’ALLAH’IN AZABI PEK ŞİDDETLİDİR!’’

VAKİT GEÇ OLMADAN KENDİNİZE GELİNİZ, SAMİMİ OLARAK ALLAH (c.c)’tan BAĞIŞLANMAYI DİLEYİNİZ! BAŞKA KAPI YOK...

AÇIN ELLERİNİZİ MEVLA’YA...

AÇIN ELLERİNİZİ DUA’YA...

AÇIN ELLERİNİZİ RAHMETE...

AÇIN... AÇIN...
(lütfen bu okuduklarımızı dikkate alalım ve bundan sonra daha dikkatli yaşamaya devam edelim tövbe kapıları yüzümüze kapanmadan harekete geçelim bir an önce kardeşlerim vakit sınırlı ne zaman ne olacağımız belli olmaz geçen günler biliyoruz ki geri gelmicek geçmiş günlere bakıp üzülmek yerine bari şimdiki zamanımızı doğru kullanalım. inş. bu nasihatlardan nasibimizi alanlardan oluruz kardeşlerimGülümseme ilerde hesap günü gelip çattığı zaman üzülenlerden başı yerde olanlardan olmamak içinÜzgün yapmalıyız.Yani herşey bizim için ne yapıyorsak kendimize!....)

Bilimden İmana tekkelimeyle harika bi eser!...

 

(kitabın arka kapak yazısı işte bu)

Prof. Dr. Cevat Babuna, insan ve kainatın yaratılışıyla ilgili olarak yurt içinde ve yurt dışında yüzlerce konferans vermiş, açık oturumlara katılmış ve televizyon programları yapmış bir ilim adamı. Türkçe ve yabancı dillerde üç yüzü aşkın makalenin sahibi. Elinizdeki eser, Prof. Dr. Cevat Babuna'nın, Bilimden İmana 1, Bilimden İmana 2, Bilimden İmana 3 adlı kitaplarının bir araya getirilmesiyle oluştu. En karmaşık ilmi konuların bile, herkesin anlayabileceğe akıcı bir üslupla yazılabileceği konusunda önemli bir örnek teşkil ediyor...

(bu kitabı okudum ve çok beyendim onun için sizinlede paylaşmak istedimGülümseme çok güzel bir kitap çünkü, rabbime karşıma çıkarttığı için çok şükrediyorum bir çok konu hakkında bilgi sahibi oldum öncelikle kendimi insanı tanıdım yani her öğrendiğim şeyden Rabbimin ne kadar büyük(kebir) olduğunu ne kadar çok şükredilecek şeyimiz olduğunu öğrendim aslında bu kitap Kur-an'ı Kerim'im bilime karşı olduğunu ve geçmiş çağlara ait olduğunu düşünen ve savunanlara çok güzel cevaplar vermiş. bu kitabı okudukları taktirde savunucak hiçbir gerekçeleri ve delilleri olmıcak çünki bilimde bunu kanıtlıyor. yani her müslümanın hatta müslüman olmayanın(!)Gülümseme okuması lazım artık bu kadar delilden ıspattan sonrada atasını çok afedersiniz(maymun) olduğuna evrim teorisine yani, herşeyin kendiliğinden(tesadüfen) var olduğuna (!) ki tesadüf diye birşey yoktur inanıyorsa kendi bilir ne diyim artık benDüşünceli Cevat Babuna gerekenden fazlasını anlatmış zaten. Tavsiyem; en kısa zamanda temin edip okumanız...

KISSADAN HİSSE

 

 

 
GÜVERCİNİN NİYETİ
 
Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) efendimizi Mekke'den Medine' ye
hicret ederken GÜVERCİN müşriklerden gelebililecek kötülüklre karşı korudu.
Peygamber (sav) efendimizde güvercine dua etti. Bu dua neticesinde
güvercin dünden daha güzel, dünden daha görkemli, dünden daha gizemli
görenleri hayrete düşürecek güzel ve tatlı bir değişiklik hemen farkedildi.
 
Bu hayret verici durum KARGA kuşununda dikkatini çekmiş olacak ki güvercine :
"Ey Güvercin kardeş ! dün siz böyle değildiniz bu gün sizde olumlu değişiklikler görüyorum
hikmet ve sebebini bana anlatırmısınız" diye sordu.
Güvercin "peygamberimizi korumaya çalıştığını ve peygamberimizin kendisine dua ettiğini" söyledi. Karga dururmu orada hiç. Kalktı korumak için peygamberimizi Medine yolunda yakaladı.
Peygamberimizin (sav) ve Hicret arkadaşı Hz Ebu Bekirin (ra) karganın hali dikkatlerini çekdi. Karga bir iniyor, bir kalkıyor, bir dönüyor.
Peygamberimiz (sav) kargaya sordu
-Ey karga hayırdır. Karga
-Hayır Ya Resülallah "Müşrikler size karşı ok fırlatırlarsa size değil bana gelsin diye koşturuyorum."
Peygamberimiz kargaya teşekkür etti.
Günler sonra Karga ile güvercin birbirine tekrar rasladıkları zaman karga sordu.
"Ey güvercin Kardeş, Peygamberimizi ben senden daha iyi korudum. Sen sadace mağaranın girişine oturup bekledin. Ben hiç durmadım inip kalktım, dönüp durdum ama bir türlü güzelleşemedim. Bunu izah edermisin bana ?
Güvercin "Ey Karga kardeş senin güzelleşmen mümkün değil, çünkü ben peygamberimizi ALLAH RIZASI için korudum,
sen ise kendini güzelleştirmek için korudun senin niyetin bozuk ki" dedi.
.
 
KARINCA KARARINCA
 
NEMRUT, HZ. İBRAHİM (AS) ATEŞE ATTIĞI ZAMAN BİR KARINCA ÇEKİRDEK KABUĞU İLE SU ÇEKİYORMUŞ.
SORMUŞLAR KARINCAYA, O SUYU NİÇİN TAŞIDIĞINI....
DEMİŞ KARINCA "HZ.İBRAHİM (AS) ATMAK İÇİN NEMRUT'UN YAKTIRDIĞI ATEŞE DÖKMEK İÇİN ÇEKTİĞİNİ...
GÜLMÜŞLER KARINCAYA, DEMİŞLER DAĞLAR KADAR ATEŞİ SEN BU SU İLE Mİ SÖNDÜRECEKSİN. ? SORUSUNA KARŞILIK OLARAK...
KARINCA ÇOK TARİHİ BİR CEVAP VERMİŞ. "SİZ ÖYLE DÜŞÜNÜYORSUNUZ AMA BENİM GÖREVİM SUYU TAŞIMAK, YANGINI SÖNDÜRMEK İSE RABBİMİZİN GÖREVİ."

Ölüme hazırlıklı olmak...

“Bir kimse, Peygamber Efendimize (S.A.V.)  gelerek: -İzin ver yâ Resulallah, ölümümü temenni edeyim.

Peygamber Efendimiz (S.A.V.):
-Ölüm öyle bir şeydir ki onun için hazırlıklı ol! Yol uzun, azık ister. Ölümü temenni edenin on hediye hazırlaması lazım
.

O kimse sordu: Hediyeler kime yâ Resulallah?

http://suxgibi.spaces.live.com/

Peygamber Efendimiz (S.A.V.) buyurdu:

1- Azrail’in hediyesi.
2- Kabrin hediyesi
3- Münker ve Nekir’in hediyesi.
4- Mizanın hediyesi.
5- Sırat köprüsünün hediyesi
6- Malik’in hediyesi.
7- Rıdvan’ın hediyesi.
8- Rûhun hediyesi.
9- Peygamberinin hediyesi.
10- Rabbinin hediyesi.

- Bu hediyeler nelerdir, ya Resulallah?

http://suxgibi.spaces.live.com/

Azrâil’in hediyeleri dörttür:

1- İyi huylu olmak.
2- Geçirdiğin ibadetleri kaza etmek.
3- Ölüme hazırlanmak, sefere çıkacak yolcu gibi.
4- Kalbinde Allah aşkını taşımak.

http://suxgibi.spaces.live.com/

Kabrin hediyeleri de dörttür.

1- Söz taşımayı terk.
2- Elbiseye idrar sıçratmamak.
3- Kur’an-ı Kerimi okumak.
4- Salevât-ı şerifeyi çok okumak.

http://suxgibi.spaces.live.com/

Münker ve Nekir’in hediyeleri:

1- Doğru konuşmak.
2- Gıybeti terk etmek.
3- Hakkı kabul etmek.
4- Tevazu sahibi olmak.

http://suxgibi.spaces.live.com/

Mizanın hediyesi:

1- Amelini ihlâs ile yapmak.
2- Başkasına eza yapmaktan sakınmak.
3- Güzel ahlak sahibi olmak.
4- Allah’ı (c.c.) çok zikretmek.

http://suxgibi.spaces.live.com/

Sırat Köprüsü’nün hediyesi:

1- Gadabını yutmak, kızmamak.
2- Takva sahibi olmak.
3- Cemaate devam etmek.
4- İbâdetlere ara vermeden devam etmek.

http://suxgibi.spaces.live.com/

Malikin hediyesi: 

1- Allah korkusundan ağlamak.
2- Gizli sadaka vermek.
3- İsyanı terk etmek.
4- Anne ve babaya iyilik etmek.

http://suxgibi.spaces.live.com/

Cennet meleği Rıdvan’ın hediyesi:

1- Kötülüklerden kaçınmak.
2- Ni’metlere şükretmek.
3- Malını Allah yolunda infak etmek.
4- Emaneti muhafaza etmek.

http://suxgibi.spaces.live.com/

Rûhun hediyesi:

1- Az yemek.
2- Az konuşmak.
3- Az uyumak.
4- İstiğfara devam etmek.

http://suxgibi.spaces.live.com/

Peygamberin hediyesi:

1- Ehl-i beyti sevmek.
2- Sünnete uymak.
3- Peygamberin sevdiklerini sevmek.
4- Sahabe-i kiramı sevmek.

http://suxgibi.spaces.live.com/

Allah zülcelalin hediyeleri:

1- Allah’ın emirlerini yapmak.
2- Nehyettiği, yasak ettiği şeylerden kaçınmak.
3- İnsanlara nasihat etmek.
4- Bütün mahlûkata karşı merhametli olmak.

http://suxgibi.spaces.live.com/

Bunlara hazırsan ölümü temenni et!

http://suxgibi.spaces.live.com/

DİNİ SÖZLER

Zaman akıp giden nehirdir. Sonu uçsuz bucaksız denizdir. Eğer bu nehre kapılırsan gideceğin yer Cehennemdir..

ameller niyetlere goredir !

Din bir kilavuzdur, kilavussuz kaybolursun..


Can tende durdukca, Sikma canini zamana. Ne sevincin devamli olacaktir, Ne de huzun huzun yitirdigini geri getirecek

Cimrilik eden, ancak kendi aleyhine cimrilik eder...


Allah her nefse ancak tasiyabilecegini yukler!!

'Mazlumun duasindan sakinin. Cunku onun duasiyla Allah arasinda perde yoktur.'

Geceleyin secde ederek ve ayakta durarak boyun büken, ahiretten çekinen ve rabbinin rahmetinden dileyen kimse inkar eden kimse gibi olurmu

Beşikten mezara kadar ilim öğreniniz

Bilmeyene yazıklar olsun bilipde yapmayana yetmiş defa yazık olsun.

Alçak gönüllü insan kendini hiç söz konusu etmez

Hak-perestim, arz-ı ihlas ettiğim dergah bir. Bir nefes ayrılmadım tevhidden ALLAH bir.

Başkalarında iyilik, kendinde ise kötülük ara.

Başa kakanın sadakasını Allah kabul etmez

Ben beni bilmem hakikatte, seni nasıl bilirim, benim bildiğim bir tektir ALLAH ve RASULÜ

Acıda olsa doğruları söyleyiniz...

Amelde takva, amelden daha zordur.

Allah Teala bir kalbi kendisinden hayayı gidermekle cezalandırdığı kadar hiç bir şeyle cezalandırmamıştır.

Bugün var yarın yok olan bir varlığın kendini beğenmesi ne kadar anlamsız

Kula bela gelmez Hakk yazmadikca, Hakk bela vermez kul azmadikca..

Üç şey vardır ki bütün günahlarin kaynağıdır. Bunlar: kin, hirs ve hasettir.

Iman, iki yarimdan meydana gelen bir bütündür. Onlarda sabir ve sükürdür.

Müslümanin eglence ve mutluluk felsefesinde esas olan, ebedi mutluluktur.

sanatlı bir eser sanatkarı icabeder.

Allah im seni bulan neyi yitirir, seni yitiren neyi bulur?

kusursuz bir dost ararsan bir ömur biter, teselli ararsan gözyasi yeter.Sigara herseyden beter, Sevme belki ihanet eder, sevmek istersen ALLAH VE RASULU YETER

yeryüzünde böbürlenerek dolaşma :çünkü sen,ağırlığınca (ağırlık ve azametinle)ne yeni yarabilir nede boyunca dağlara erişebilirsin

Insan dini kadar insandir,dunya yalandir,onemli olan tek gercek sey imandir,ona sigindiginda ruhunu huzur kaplar ve benligin daima mutlu kalir

Zalimler zulmüne hayinlar küfrüne inat edip devam etse ALLAH nurunu tamamlar kafirler istemese bile . 

İnandığınız gibi yaşamassanız,yaşadığınız gibi inanmaya başlarsınız.

Allah korkusunun yedi alameti vardır.

Mümin, vücudunun bütün âzaları ile Allah'tan korkandır. Nitekim büyük ahlâk ve fıkıh bilgini Ebu Leys es-Semerkandi, Allah korkusunun yedi alameti olduğunu haber verir. Bunlar şöyledir:

Dil yalandan uzaklaşır

Allah korkusu taşıyan kul dilini yalandan, dedikodudan, koğuculuktan, iftiradan ve boş konuşmaktan alıkor, bunlar yerine onu zikirle, Kur'an okumakla ve ilmî konuşmalarla meşgûl eder.

Kalbten kıskançlık kalkar

Allah korkusu taşıyan kul başkalarına karşı kalbinde düşmanlık, iftira ve kıskançlık barındırmaz. Çünkü kıskançlık iyilikleri mahveder. Nitekim Peygamberimiz (sas) şöyle buyurur: Ateş odunu nasıl yerse (yakarsa) kıskançlık da iyilikleri öyle yer (yok eder).

Bilesin ki, kıskançlık, kalb hastalıklarının başlıcalarından biridir ve bu hastalıklar da ancak ilimle ve iyi ameller işleyerek tedavi edilebilir.

Göz harama bakmaz

Allah korkusu taşıyan kul, haram yiyeceğe, haram içeceğe, haram giyeceğe vb. (kısacası) haram olan hiçbir şeye bakmaz. Dünyaya aç ve muhteris gözlerle değil, ibret almak amacı ile bakar. Helal olmayan şeylerden bakışlarını uzak tutar. Nitekim Peygamberimiz (sas) şöyle buyurur: "Kim gözünü haramla doldurursa Allah da onun gözünü kıyamet günü ateşle doldurur".

Haram lokma yemez

Allah korkusu taşıyan kul, karnına haram lokma sokmaz; çünkü haram lokma yemek, ağır günahlardan biridir. Nitekim Peygamberimiz (sas) şöyle buyuruyor:
"İnsanoğlunun karnına haram bir lokma inince, lokma midesinde kaldığı sürece yerde ve göklerdeki melekler tekrar tekrar üzerine lanet yağdırırlar. O lokmayı hazmederken öldüğü takdirde varacağı yer cehennemdir".

Eller Allah rızası için çalışır

Allah korkusu taşıyan kimse, ellerini harama değil, Allah'ın rızasına uygun şeylere doğru uzatır. Nitekim sahabilerden Kâ'bul Ahbar'ın (ra) şöyle dediği rivayet edilir: Allah, her bir bölümü yetmiş bin gözlü yetmiş bin bölümü olan yakuttan yapılma bir köşk yaratmıştır. Kıyamet günü bu köşke; ancak önlerine çıkan haram şeylerden Allah korkusu ile uzak duranlar girebileceklerdir.

Ayaklar Allah için yürür

Allah korkusu taşıyan kimse, günah işlemeye değil, Allah'ın emrine uygun ve O'nun rızasını kazandıracak işlere doğru yürür, alimlerle ve iyi amel işleyenlerle buluşmak gayesi ile adım atar.

İbadete riya karışmaz

Allah korkusu taşıyan kimse ibadetini sırf Allah rızası için yapar, riyadan ve münafıklıktan kaçınır, böylelikle Allah'ın haklarında şöyle buyurduğu kimselerden biri olur: "Rabb'inin katında ahiret, günahlardan korkanlar içindir". [1]
"Günahlarından sakınanlar, hiç şüphesiz, cennetlerde ve pınarlar(ının başların)dadırlar".[2] "Günahlardan sakınanlar cennet ve nimetler içindedirler".[3] "Günahlardan sakınanlar emin bir makamdadırlar".[4]

Mü'minin korku ile ümit arasında bulunması gerekir. Buna göre bir yandan ümit kesmeksizin Allah'ın rahmetini beklerken diğer yandan ibadet hali içinde çirkin hareketlerden vazgeçerek Allah'a tevbe eder. Nitekim Allah (cc) "Sakın Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin".[5] buyurmaktadır,

[1] Zuhruf/35
[2] Zariyat/15
[3] Tur/ 17
[4] Duhan/51
[5] Duhan Suresi/ 5

istediğiniz resme tıklıyarak ortada açılmasını sağlayabilirsiniz

 

   ( BEYENDİYSENİZ EĞER; ALTTAKİ bloga al YAZISINI TIKLAYIN SİZİN ALANINIZDADA OLSUN Göz kırpmaVEDE ŞİMDİDEN HAYIRLI OLSUNGülümseme )

    

                 

Rabbim şirk koşmaktan hepimizi muhafaza etsin inş.

EN BÜYÜK GÜNAH (ŞİRK)

Allah seni merhametinden esirgemesin. Bilesin ki, Allah'a ortak koşmak, kişinin Allah'a karşı işlediği en büyük günahtır. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
«Allah kendisine ortak koşmayı elbette bağışlamaz. Bundan başkasını dilediğine bağışlar.» (Nisa 48)
Buhârî ve Müslim'deki bir rivayete göre de Peygamber (s.a.v)'e en büyük günâhın hangisi olduğu sorulmuş ve o da şu karşılığı vermiştir:
«Seni yaratan Allah olduğu halde, O'na eş koşmandır.» (Buhârî, Tefsir sûre II /1, V/17,Rıkâk 51; Müslim, İmân 141)
Yüce Allah da: «Bile bile Allah'a eş koşmayın.» (Bakara 22) buyurmaktadır. Yine şöyle buyurmaktadır:
«Allah'ın yolundan saptırmak için O'na eşler koşar. De ki: İnkârınla az bir müddet zevklen, şüphesiz sen cehennemliksin.» (Zümer 8)

Her kim Allah Azze ve Celle'ye, O'na hâs olan İlâhlık ve Rablıkta yaratıklarından birini eş koşarsa, kâfirdir, İslâm ümmeti bu konuda icmâ etmiştir. Zâtından dolayı ibadeti hak eden sadece Allah'tır. Kalblerin İlâh tanıyıp yöneldiği, sıkıntı anlarında tapılan O'dur. O'ndan başkası, kuldur ve dolayısıyla O'na muhtaçtır, O'nun hâkimiyeti karşısında hiçbir güce sahip olmayan kul, nasıl ilâh olabilir. Allah şöyle buyurmaktadır:

«Tuttular kullarından O'na bir cüz (çocuk) isnat ettiler, gerçekten insan çok nankör, açık bir küfürbazdır.» (Zuhruf 15)

«Göklerde ve yerde olan her şey Rahmana baş eğmiş kul olarak gelecektir.» (Meryem 93)

«Mesih de, gözde melekler de Allah'a kul olmaktan asla çekinmezler.» (Nisa 172)

«Allah'ın yanında başkasını tanrı kılmayın; doğrusu sizi O'nun azabı ile açıkça uyarıyorum.» (Zâriyât 51)

«De ki: Dini Allah'a hâlis kılarak O'na kulluk etmekle emrolundum.» (Zümer 11)

Zâtından dolayı tapılmayı hak eden, Allah'tır. O şöyle buyurmaktadır: «Hamd, âlemlerin Rabbı Allah'adır.» «Hamd» kelimesinin başına genellik ifade eden elif-lâm getirilmiştir. Yani, övgünün hepsi Allah'a mahsustur. Sonra mahsus kılma ifadesiyle: «Ancak Sana kulluk eder ve yalnız Senden yardım dileriz» buyurmaktadır. Bu, «Hamd, âlemlerin Rabbı Allah'adır» sözü için bir açıklama olup Allah'tan başka tapılan olmadığına ve buna O'ndan başka kimsenin hak kazanmadığına işaret etmektedir. «Ancak Sana kulluk ederiz» sözü sevgi, korku, ümit, emir ve nehiy gibi, ulûhiyyetinin gerektirdiği şekilde O'na kulluk etmeye işaret etmektedir. «Yalnız Senden yardım dileriz» sözü de, O'na tevekkül, işleri O'na havale etme ve O'na teslim olma gibi Rubûbiyyetinin gerektirdiği şeylere işaret ediyor. Çünkü Rab - Sübhanehu ve Teâlâ - mâlik olandır. Ayrıca rubûbiyet, (yetiştirip eğitme) ve «islâh etme» anlamını da taşır. Malik ise, mülkünde dilediği şekilde tasarrufta bulunandır.

Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
«Mülk (hükümranlık) elinde olan Allah yücedir ve O herşeye Kadirdir.» (Mülk 1)

Kul, rubûbiyet sırrından mülk ve tedbirin tamamının Allah'ın elinde olduğunu kavrarsa, yarar-zarar, hareket-sükûn, kısma ve bol bol verme, alçaltma-yüceltme gibi bütün her şeyin Allah'ın elinde olduğunu; yapıcısının, yaratıcısının, kendisini sıkıntıya sokanın ve sıkıntıdan kurtaranın, yücelten ve alçaltanın Allah Teâlâ olduğunu da kavrar. Bunu kavramak, kâinata egemen olan kanunların sırrıdır. Rubûbiyet sıfatını bilmektir. Birincisi de, ulûhiyet sıfatını bilmek ve teklifi kanunların sırrının anlaşılmasıdır.

Emir, nehiy, sevgi, korku ve ümidi gerçeği üzere yerine getirmek ulûhiyeti bilmekle olur. Tevekkül, tefviz ve teslim olmayı gerçeği üzere yerine getirmek de, ancak rubûbiyeti bildikten sonra olur. Bu, Allah'ın kâinatta cereyan eden tasarruf ve idaresini tanımaktır. Nitekim Allah Azze ve Celle şöyle buyurmaktadır:
«Bir şeyin olmasını istediğimiz zaman ona sözümüz sadece: 'ol' dememizdir ve hemen olur» (Nahl 40) Kul bu sahneyi hakkıyla kavrar ve bunu kavrarken onda birincisini kavramaktan alıkoymayacak şekilde başarılı olursa, kulluğunun bilincine varır, Bu iki sahne, dinin üzerinde kurulu bulunduğu temel taşlardır. Rahmet, lütuf, kerem ve güzellik sahnelerinin hepsi rubûbiyet sahnesinin kapsamı içindedir.
Bu nedenledir ki, «ancak Sana kulluk eder ve yalnız Senden yardım dileriz» âyetinin, Kur'ân'ın sırlarının hepsini topladığı söylenir. Çünkü âyetin öncesi, belirttiğimiz gibi emir, nehiy, sevgi, korku ve ümide uygun olarak Allah'a kulluk yapmayı gerektirir. İkinci kısmı ise, işleri Allah'a havale ederek, O'na teslim olarak ve kendi isteklerinden vazgeçerek O'na kulluk etmeyi gerektirir ki, kullukların hepsi buna girer.
Kişi bu sahne ile birinci sahneyi yitirdiğinde her şeyin Allah tarafından yapıldığını ve her nefis ne kazanır ve ne gibi bir tasarrufta bulunursa hepsinin Allah tarafından olduğunu görmeye başlar. Meydana gelen her şeye hüküm ve kaderi iradesinin yerine getirilmesi şeklinde inanır. Böylece, gözlemlerinde temyiz ve tefriki yitirir; emir, nehiy ve Peygamberin getirdiği talimatı işlevsiz kılar; okun yaydan çıkışı gibi İslâmdan çıkar.

Ancak bu müşahedenin, etkinliğinden ve iki müşahedeyi bağdaştırma hususundaki basiret gücünün zayıflığından dolayı kişinin beyninde sarsıntı meydana gelmiş ve aklını yitirmişse, mazurdur; eksik biridir. Ancak iki müşahedenin; şer'i durum ve iradî -kevni durum müşahedelerini bağdaştırabilen bunun dışındadır. Saliklerden bir çoğu ilâhî tebligat konusundaki bilgilerinin yetersizliğinden dolayı bu müşahedeye varınca ayakları kaymıştır. Çünkü Allah'a kendi istedikleri şekilde ibadet ettiler, Hak - Azze ve Celle'-nin- isteğini bir tarafa bırakıp kendi isteklerine kapıldılar. Çünkü Allah, kendi istediği ve sevdiği şeye uyan kişiyi müstağni kılar. Allah'ın kendilerinden istediği şekilde ibadet etseydiler, onların başına o tür felâketler gelmezdi. Kul, kulluğunun farkında olup daima Mevlâsının emrine karşı uyanık olursa, ne ibadete dalıp mabudunu unutur, ne de mabuduna dalıp ibadetinden vazgeçer. Aksine, onun iki gözü olur. Biriyle mabuduna onu görüyormuş gibi bakar. Nitekim Resûlüllah'a ihsanın ne olduğu sorulduğunda şöyle buyurmuştur :
«Allah'a O'nu görüyormuş gibi ibadet etmendir, sen O'nu görmüyorsan, O seni görür» (Buhârî, Tefsir sûre 31/2, îmân 37; Müslim, îmân 57; Ebû Dâvûd, Sünnet 16; Tirmizî, îmân 4).
Diğer gözüyle de Mevlâsının sevdiği ve razı olduğu şer'i yola kavuşturması için efendisinin emrine bakar.
Bu anlattıklarımız anlaşıldıysa şirk, eğer küfre götüren şirk ise, ona kail olan tekfir edilir.


Sırat-ı Mustakim - İbn Teymiyye

 

işte size bir kaç güzel konu...

İLLA TARTIŞMANIZ GEREKİRSE!…

Tartışmak, bizim klasik adap anlayışımıza pek uymaz. Müslüman adabı muaşeretine göre sırf karşı tarafı alt etmek için laf düellosuna girmek yasaktır, ayıptır. Bir hakkın, gerçeğin ortaya çıkması için yapılanlar hariç. Bugün için tartışma, istemesek de kaçamadığımız hayat gerçeklerinden biri. İnsanın eğitiminin, karakter ve mizacının da mihenk taşı. Eğer siz de her şeye rağmen kendinizi bir tartışmanın içinde bulduysanız, bazı kurallara dikkat ederek onur ve vakarınızı koruyarak meseleyi taraflar için tatlıya bağlayabilirsiniz :

Hedefiniz asla üstünlük kurmak olmamalı.
Eleştiri yapmadan önce, kendinizi karşınızdakinin yerine koyun.
Rekabet değil, işbirliği ortamı oluşturun.
Susup dinlemek, bazen konuşmaktan çok daha etkilidir.
Kendinizi karşınızdakine ispat etme gayreti içinde olmayın.
Gerektiğinde önce siz özür dileyin.
İnatlaşmayın, ısrar etmeyin.
Eleştiriye tahammül zekâ belirtisidir, unutmayın.
Etkili olmak istiyorsanız, kesin hükümlerle konuşmaktan kaçının.
Mutlaka eleştirecekseniz, önce hatalardan başlamak yerine, karşınızdakinin takdir ettiğiniz yönlerini dile getirerek söze başlayın.
İltifat edin, iltifat bulun.
Mükemmellik peşinde koşmayın.
Aşırı beklentilere kapılmayın.
Karşınızdakine dünyayı zindan ederseniz, siz de zindan bekçisi olursunuz.
Karşınızdakini asla aşağılamayın.
İyi niyetli sorular sorun.
“Hayır” dediyse üzerine gitmeyin.
Bazı tartışmaları kazanmak, en büyük kayıptır.
Sevginin gücünden yararlanın.
Tartışmayı erteleyin.

EKSİKLİĞİN SIRRI

Eğer bir yerin yakınında bir çöplük yoksa orası eksik bir yerdir. İhtişamlı bir sarayın yanında, yakınında bir çöp atma yeri olmalı ki sarayda toplanan atık ve süprüntüler oraya atılabilsin.
Aynı şekilde, Allah ne zaman saflık ve temizlik nuruyla bir kalp yaratsa, bu kirli nefsi bir çöp sepeti olarak onun yanına yerleştirmektedir. Bir parça bozulma ve kokuşma olması gerekir ki onun üzerine saflık ve temizlik kurulabilsin. Dosdoğru bir okun eğri bir yaya ihtiyacı vardır. Ey kalp, dosdoğru bir ok gibi ol! Ey nefs, eğri bir yay kesil!
Arınmışlık elbisesini kalbin üzerine örttükleri zaman kalp kendisini ve kim olduğunu bilsin diye, zulmün ve cehaletin kara lekesini ona gösterirler. Tavus kuşu tüylerini açıp kabardığı zaman her bir tüyünden ayrı bir keyif alır. Ama aşağıya, ayaklarına bakar bakmaz içi kararır. Cehaletin o kara lekesi, tavus kuşunun senden hiç ayrılmayan ayaklarıdır.
İnsanların bütün bunlardan alması gereken ders, eksikliğin insanî mahiyetin bir parçası olduğu, Allah’ın bunu çok iyi bildiği ve hiç kimsenin Allah’ın rahmetinden umudunu kesmemesi gerektiğidir. Aynı zamanda, onların meleklerden de bir ders alması ve yaptıkları iyi işlerden dolayı asla gururlanmamaları gerekmektedir. Çünkü kendini iyi olarak görmek hatalı bir görmedir; doğrusu tüm iyilikler Allah’a aittir.
Meleklerin hiç hata ve sürçmeleri olmamıştır, ne geçmişte ne de gelecekte… Ama Adem adına gelecekte bir sürçme olacaktı, çünkü Allah “Adem asi oldu.” (Taha, 121) demektedir.
Ancak, bunun altında gizli bir sır vardır. Zira melekler kendilerini saf olarak gördükleri halde, Adem kendisinin düşkün ve muhtaç olduğunu anladı. Melekler, “Biz seni tesbih ederiz.” (Bakara, 30) diyorlardı. Yani, kendimizi senin hatırına temiz tutarız. Adem, “Rabbimiz, dedi, biz kendimize zulmettik.” Allah ona, hatasını gören kişinin hatasının, O’nun gözünde saflığı görenin saflığından daha hayırlı olduğunu gösterdi.
İşte bundan dolayı Allah Adem’e, önünde secde yapılan bir nesne olma şerefi verdiği halde, meleklere “secdeye kapananlar” olma sıfatını vermiştir. Bu bakımdan, hiçbir itaatkâr insan kendinden emin olmamalı ve hiçbir isyankâr da umudunu kaybetmemelidir. (Ahmed Sem’ani (ö. 1140), Ravhu’l-Ervah)

AHİR ÖMÜRDE İKİ YAKARIŞ

• Bir ulu kişi dedi ki:
Yarın Allah bana mahşer günü:
– Geldiğin yerden ne getirdin, diye sorar.
O zaman derim ki:
– Yarabbi zindandan ne getirebilirim ki? Talihim yar oldu da o zindandan çıkıp buraya gelebildim. Başımı ayağımı kaybetmişim. Hayran bir haldeyim. Eşiğinde toprak oldum. Senin yolunda zindanlara düşmüş bir kulum. Neyim var ki ne getireyim. Umuyorum ki beni atmaz, lütuf giysileri giydirir, donatırsın. Bütün kirlerden arıtır, müslümanlıkla başımı yüceltir, beni topraklardan kaldırırsın. Beni hiçbir güçlük çekmeden yarattın. Yine öyle bağışlayıver. Buna da kadirsin sen…
• Nizamülmülk ölüm halini yaşarken dedi ki:
– Yarabbi, işte ölüyorum ve elimbomboş. Ey Allahım, ben senden bahseden birini görünce, ne çeşit bahsederse etsin, sözünü satın aldım. Ona yardımda bulundum. Ona dost oldum. Senin sözünü satın almayı öğrendim ama seni bir gün başkasına satmadım. Senden başkasını dost tutmadım. Bunun hatırı için beni affet. Öyle bir an gelecek ki orada senden başka kimse olmayacak. Senden başka dost kalmayacak. Orada beni yalnız bırakma. Beni sevenler götürüp toprağa bıraktıktan sonra çekip gidecekler. Beni bırakacaklar. Fakat o zaman sen beni bırakma…

BİLMEDİĞİNİ BİLMEK

“Bir zamanlar Batı’da “en nihayet hiçbir şey bilmediğini bildiğini itiraf eden” kilise hocalarına professeur (bilmediğini itiraf eden) ünvanı verilirdi; itiraf ettirene ise confesseur. Şimdiyse bu ünvan, dünyadan haberleri bile olmadığı halde herşeyi (!) bildiklerini vehm ve iddia edenlere veriliyor; yani hayret yetisini kaybedenlere.” (Dücane Cündioğlu, Göz İzi)

salavatı şerifeyi sadece kutlu doğum haftalında kandillerde değil her zaman cekmeliyiz çünkü fazileti çok büyük biliyorsunuz ki Peygamberimiz bizleri ona getirilen salavatlardan tanıcak hepinize bol salavatlı günler dilerim lütfen adet haline getirelim inş

SALAVAT-I ŞERİFENİN FAZİLETİ

 

“İnallahe ve melaiketehu yusallune alennebiyy. Ya eyyühellezine amenu sallu aleyh. Sallü aleyhi ve sellimü telima” (Ahzab,56)

            “Allah ve melekleri, Peygambere hep salavat ederler. Ey iman edenler! Siz de O’na çokça salat edin ve tam içtenlikle selam verin.”

            Kurtubi der ki:

            Allah’ın salatı, Onun rahmeti ve rızasıdır.

            Meleklerin salatı,dua ve istiğfar manasındadır.

            Ümmetin salatı ise, dua ve Onun emrine saygı göstermek anlamındadır.(Kutrubi,14/232)

            Savi’de, bu ayet, Peygamberimizin üzerine rahmet inen bir kimse olduğu ve kendisinden öncekilerin ve sonrakilerin en üstünü olduğuna delildir.

            Biz de Peygamberimizin adını çokça anmalıyız. Çünkü bizim üzerimizde çok hakkı var. O bize rehberlik etti.

 Savi der ki: Meleklerin ve mü’minlerin, Peygamberine salavat getirmesinin hikmeti, onları şereflendirmek içindir. Şöyleki bu işi yapmış olmakla öncelikle ayetle sabit olan bir emr-i ilahiye tabi olmuş oluyorlar. İkincisi, selavat Peygamberin hakkıdır çünkü  bir çok nimet-i ilahiye vesile olmuştur. Bize iyilik yapana bir de iyiliğine karşılık bir ödül vermeliyiz. Biz Peygamberin getirdiği iyiliklere bedel olacak bir  mükafat veremeyeceğimize göre  Ona salavat getirebiliriz.

(M.Ali Sabuni Saffetü’t-tefasir,II/536)

Abdullah bin Amr’ın rivayetine göre Resulullah (s.a.v), şöyle buyurmuşlardır:

“Kim bana bir defa salavat getirirse bu sebeple ona Allah on misli merhamet eder, o kimsenin on günahını bağışlar ve manevi derecesini on derece yükseltir.” (Nesai,Sünen)

İbn-i Mes’ud Resulullah (s.a.v) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

“Kıyamet günü, insanların bana en yakın olanları, bana en çok salatu selam getirenleridir.”

Hz Peygamber (s.a.v);

“Asıl cimri, adım yanında anıldığı halde bana salavat getirmeyendir.”

Peygamberimiz (s.a.v); bize salavat-ı şerifenin faziletini bildirdiği gibi,nasıl salavat getirileceğini de haber vermiştir:

Abdullah bin Ebu Leyla;

Bir kere Kaab bin Ucra benimle karşılaşınca şöyle dedi:

Ey İbn-i Ebu Leyla! Peygamberden işittiğim bir salatü selamı sana hediye edeyim mi? Bir gün Resulullah Efendimiz yanımıza geldi. Bunun üzerine kendisine, sana nasıl selam vereceğimizi öğrendik ama nasıl salavat getireceğiz? diye sorduk. Resulullah da şöyle buyurdu:

Allahumme salli ala Muhammedin ve ala ali Muhammed

Kema salleyte ala İbrahime ve ala ali İbrahim.

İnneke hamidun mecid.

Allahumme barik ala Muhammedin ve ala ali Muhammed

Kema barekte ala İbrahime ve ala ali İbrahim.

İnneke hamidun mecid.

Anlamı: Allah’ım, İbrahim’ ve aline rahmet ettiğin gibi Muhammed’e ve aline de rahmet eyle. Allah’ım, İbrahim ve aline hayır ve bereket lutfettiğin gibi Muhammed’e ve aline de hayır ve bereket ihsan et. Şüphesiz sen övülmeye layık en yücesin.

Demek ki, Peygamberimize salavat getirmekle Allah’a şöyle demiş oluyoruz:

Ya Rabbi! Resul*i Ekrem’in namını,şanını hem dünyada hem de ahirette yüce kıl. Onun getirdiği İslam dinini bütün cihana yay ve bu dini, dünya var oldukça yaşat. Ona ahirette, ümmetine şefaat etme hakkı ver ve kendisine sayısız sevap ihsan eyle.

Bir gün, Ubey bin Ka’b, (r.a), Peygamberimiz (s.a.v)’e sordu:

-Ya Resulallah, Ben sana çok salavat getiriyorum, acaba bunu ne kadar yapmam gerekir?  Allah Resulü:

-Dilediğin kadar yap ama ne kadar çok yaparsan senin için daha iyi olur, dedi.

-Dualarımızın dörtte birini salavata ayırsam olur mu diye sordum: Allah Resulü:

-Dilediğin kadar yap, ama ne kadar çok artırırsan senin için daha iyi olur, dedi.

-O halde, duamın yarısını salavata ayırayım, dedim.

-Dilediğin kadar yap ama ne kadar çok artırırsan senin için daha hayırlı olur, dedi.

-Şu halde   üçte ikisi yeter mi? dedim. Allah Resulü:

-Dilediğin kadar yap, ne kadar artırırsan senin için daha hayırlı olur, dedi. Bunun üzerine;

-O halde duaya ayırdığım zamanın tamamını salavatı şerifeye ayırsam nasıl olur? deyince, Allah Resulü;

-O takdirde Allah bütün sıkıntılarını giderir ve günahlarını bağışlar, buyurdu. (Tirmizi,Kıyame,23)

Hz Peygamber Efendimiz (s.a.s) buyurdular ki:

Bir gün bana Cenab-ı Hakkın dört büyük meleği, Cebrail,Mikail,İsrafil ve Azrail geldi.

Cebrail (a.s) dedi ki;

Ya Resulallah, Senin ümmetinden biri size günde on defa salavat getirirse, yarın kıyamet gününde onun elinden tutar, sıratı geçiririm.

Mikail dedi ki:

Ben de o kula senin Kevser havzından içiririm.

İsrafil de dedi ki:

Ben de o kulun affı için başımı secdeye kor, o kul, Allah tarafından affedilinceye kadar secdede Allah’a yalvarırım.

Azrail de dedi ki:

Ya Resulallah! Ben de sana günde on defa salavat eden kimsenin canını, Peygamberler gibi kabzederim.

Bunun üzerine Peygamberimiz (s.a.s)

-Bu ne büyük lütuf ya Rabbi!

-Bu ne büyük ihsan Allah’ım! buyurdu.

Ayet-i Kerime ve Hadis-i Şeriflerden anlaşıldığına göre Peygamberimize Salavat-ı Şerife getirmenin bir çok faydası vardır. Bunlar,

1-Salavat, Ahzab suresi, 56.ayete göre Allah’ın emrine itaattir.

2-Salavat, günahların affına vesiledir.

3-Peygamberimiz(s.a.v)’e yakın olmanın en güzel ve en kolay yoludur.

4-Peygamberimiz de kendisine salavat getirene mukabelede bulunur.

5-Her salavat getirenin ismi Peygamberimize arz edilir.

6-Salavat okuyan kimse, Allah ve Resulünün muhabbetini diğer muhabbetlere tercih eder. Onun ahlakı ile ahlaklanmada seviye alır, kötü ahlaktan kurtulur, fazilete erer.

7-Allah’ın rahmetinin üzerine inmesine vesile olur.

8-Salavat, unutulan bir sözün hatırlanmasına vesile olur.

9-Salavat, duanın kabulüne vesiledir.

10-Yine salavat, kıyametin o zor günde, arşın gölgesinde gölgelenmeye vesiledir.

Nitekim bir hadis-i şerifte şöyle buyurulur:

Kıyamet gününde üç kişi, Allah’ın arşının gölgesinde gölgelenir:

1-Üzüntülü kişinin sıkıntısını teselli eden kişi,

2-Benim sünnetimi ihya eden kimse,

3-Benim üzerime çok çok salavat eden kimse,

 

Peygamberimize salatü selam sözleri:

-Allahümme salli ala seyyidina Muhammed,

-Aleyhissalatü vesselam,

-Sallallahu aleyhi veselllam

(Salatü ümmiye….)

Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin aleyke ya Resulallah

 

Yüreğimizde vaz geçilmez bir yerin var, Ya Resulallah,

Rabbimiz, cümlemizi salavatın özüne ulaşıp, Peygamber ahlakı ile ahlaklanmayı, Onun 23 yıllık nubüvvet hayatından layıkı vechile hissedar olmayı, ihsan eylesin.

Sevdiğimiz birinin adı yanımızda ve meclisimizde anılınca hoşumuza gider, içimiz ferahlar ve ondan daha çok bahsedilmesini isteriz. Söz konusu sevilen kişi ile olan yakınlığımızı örneklerle ortaya koymak isteriz. Peygamberimiz (s.a.v) gibi başta Allah olmak üzere herkesin sevgili olan birinin adı anılınca da elbette Ona olan bağlılığımızı ve muhabbetimizi ifade etmek için salavat getirmeliyiz.

Salavat, Peygambere bağlılığın,muhabbetin ve teslimiyetin bir ikrarıdır. Bunun devamı gelmelidir.

Sevmek, yolunda olmaktır

Sevmek, gerektiğinde yolunda ölmektir.

Allah bizleri Onun yolundan ve rehberliğinden ayırmayın ve Onun yolunda bizleri sabit kadem kılsın.

*40 HADİS-İ ŞERİF*

 

KIRK HADIS


1-) Kim benim sunnetimi diriltirse(ihya eder ve yasaminda tatbik ederse) beni sevmis olur. Beni seven de benimle beraber Cennettedir.

2-) Bana itaat eden Allah'a itaat etmis olur. Bana isyan eden Allah'a isyan etmisolur.

3-) Sizden birinizin, arzusu benim getirdigim (Kur'an'a Seriat)e uymadikca kamil imanla iman etmis olamaz.

4-) Nefsim kudretinin elinde olan Allah'a yemin ederimki, Ben kendisine babasindan ve cocugundan daha sevgili oluncaya kadar sizden biriniz kamil imanla iman etmis olmaz.

5-) Gercek musluman, muslumanlarin elinden ve dilinden geven icinde oldugu kimsedir. Gercek muhacir ise Allah'in yasaklarini terkeden kimsedir.

6-) Bildigi ile amel eden kisiye Allah bilmedigi ilimlerin bilgisine varis kilar.

7-) Kardesini bir gunahindan dolayi ayip-layan kisi, gunahi islemedikce olmez.

8-) Islam'in dugmeleri dugme dugme cozulecek(Seriatin emirleri tek tek terkedilecek). Her dugme cozuldukce insanlar onu takibedendugmeyi cozmeye tesebbus edecekler. Bu cozulen dugmelerin ilki idari konular, sonuncusuda namazdir.

9-) Sizden kim (Seriate uymayan) bir kotu is gorurse onu eliyle duzeltsin, buna gucu yetmezse diliyle duzeltsin. Buna da gucu yetmezse kalbiyle bugzetsin. Bu sonuncusu ise imanin en zayip mertebesidir.

10-) Cihad, kiyamet gunune kadar gecerli bir emirdir.

11-) Kim gaz yapmadan ve icinde gaza yapma istegini konusturmadan olurse, munafiklikdan bir cesit uzere olur.

12-) Cihadin en faziletlisi zalim sultan katinda hakki soylemektir.

13-) Rabbini gazablandiracak bir meselede sultani hosnud eden(etmeye calisan) Allah'in dininden cikmis olur.

14-) Cennet (nefse agir geldigi icin) hoslanilmayan seylerle, cehennemde sehvete hitap eden seylerle kusatilmistir.

15-) Islam'in disinda bir millet uzerine yemin eden, soyledigi gibidir. (Onlardandir)

16-) Amellerin en hayirlisi sevdigini Allah icin sevmek bugzettigine de Allah icin bugzetmektir.

17-) Kim bir kavme benzemeye calisirsa, o onlardandir.

18-) Munafigin alameti uctur: Konustugunda yalan soyler, vaad verdiginde yerine getirmez, emanet olundugunda hainlik eder.

19-) Kisi din kardesine kafirlik isnad ederse, bu isnad ikisinden birine doner.

20-) Kim bir hayirli isi yapmaya yonelirse, onu yapan kadar mukafat alir.

21-) Arzusu ve hedefi Allah'dan baska sey olarak sabahlayan Allah(in kullain) dan degildir. Muslumanlarin dertleriyle dertlenmeyen de onlardan degildir.

22-) Rabb olarak Allah'a, din olarak islam'a, peygamber olarak Muhammed (s.a.v) erazi olan kisi imanin tadini tatmis demektir.

23-) Islam cemaatinden bir karis da olsa ayrilan, boynundan islam bagini cozmus demektir.

24-) Is ehil olmayana verildiginde kiyameti bekle.

25-) Akilli kisi nefsine hakim olup olumdne sonrasi icin is yapandir. Aciz(akilsiz) kisi ise nefsini arzularina tabi kilip sonrada Allah'a karsi Temennide bulunandir.

26-) Emirleriniz hayirlilariniz, zenginleriniz hosgorululeriniz, isleriniz aranizda danismayla oldugunda yerin ustu sizin icin yerin altindan daha hayirlidir. Ama emirleriniz serlileriniz, zenginleriniz cimrileriniz, isleriniz kadinlarinizin elinde oldugunda yerin alti sizin icin yerin ustunden daha hayirlidir.

27-) Kendimden sonra erkekler icin kadinlardan daha zararli bir fitne birakmadim.

28-) Sozlerin en dogrusu Allah'in kitabidir. Hayat tarzlarinin en guzeli Muhammed(s.a.v) in hayat tarzidir. Islerin en serlileri sonradan uyduranlardir. Her sonradan uydurulan sey bid'attir. Her bid'at sapikliktir ve her sapiklik ta Cehennem'dedir.

29-) Fitne doneminde ibadete sarilmakk, bana hicret etmek gibidir.

30-) Ummetimden bir takim kimseler, ismini degistirerek sarabi(alkollu icecekleri) icecekler. Bu esnada baskalari ucunda (yanlarinda) calgilar calinacak ve sarkici kadinlar olacak. Iste onun icin Allah onlari yere batiracak ve aralarindan bazilarinin sekli maymun'a ve domuz'a cevrilecek.

31-) Suphesiz ki benden sonra ummetimden Kur'an-i Kerim'i okuyan bir kisim insanlar olacak. Fakat onlarin okudugu bogazlarini gecmeyecek. Onlar tipki okun yaydanciktigi gibi dinden cikacaklar, sonra da tekrar ona donmeyecekler. O kimseler, insanlarin ve hayvanlarin en serlileri (kotuleri)dir.

32-) Kalbinden tam bir sadakatle Allah 'tan baska ilah olmadiginina ve Muhammed 'in de Allah'in rasulu olduguna sehadet eden bir kimseyi Allah, cehennem atesine haram kilar.

33-) Kim itaatten bir el kadar ayrilirsa, kiyamet gununde Allah'in huzuruna lehinde hic bir delili olmadigi halde kavusur. Kim de boynunda (halifeye) beyat olmadigi halde olurse cahiliye olumuyle olmus olur.

34-) Ya ogrenen, ya ogreten, ya dinleyen, ya da seven ol! Bunlarin disinda bir besincisi olma; helak olursun. Besincisi ise, ilme ve ilim ehline bugzetmendir.

35-) Allah kadin kiyafetini giyen erkege ve erkek kiligina giren kadina lanet etsin.

36-) Allah'a isyan olan bir hususta kimseye hic bir itaat yoktur. Itaat ancak marufta (ser'i olculer icerisinde)dir.

37-) Irkciliga cagiran bizden degildir. Irkcilik icin savasan bizden degildir. Irkcilik uzere olen de bizden(muslumanlardan) degildir.

38-) Kisi arkadasinin dini uzeredir. O halde sizden birisi kiminle arkadaslik yaptigina dikkat etsin. Kisi sevdigi ile beraber(hasrolunacaktir)dir.

39-) Ummetim dinar ve derhemi(parayi, maddi varliklari) yucelttigi zaman onlardan islam'in heybeti kaldirilir. Iyilikle emretmeyi terkettikleri zaman da vahyin bereketinden mahrum kilinirlar.

40-) Insanlar uzerine oyle bir zaman gelecek ki, onalr arasinda dini konusunda(yapilan saldirilara) sabirla karsi koyan, kor parcasini avuclayan gibi olacak

çok güzeller ya insana huzur veriyolar benimde bitane var adı turunç arada semek'te diyorum arapça balık demek çünki iyi anlaşıyoruz

  

hala namaz kılmıyormusun?

Namaz kılıyor musun?

Lütfen burada yazdıklarımı sonuna kadar okuyun ve biraz düşünün...

Neden namaz kılmıyorsun???

namaz kılmamak için bir sebebin mi var yoksa?

ne olabilir ki namazdan önemli olan sebep???

dur ben tahmin edeyim:

namaz kılacak vaktin yok değil mi?

ama onların da yoktu...



ya bedir savaşına ne demeli:

savaş hiç durulmuyordu aksine gittikçe kızgınlaşıyordu, bu arada ikindi vakti çıkmak üzereydi, ama kılacak zamanda yoktu karşında en az on katın düşma vardı.
kenara çekilipte namaza duramazdın, yada namazı kılmıyacaksın di mi ben ce en kolayı bu...
ya onlar ne yaptı Peygamberimiz 300 kişilik ordusun ikiye ayırdı yarısı geriye çekildi diğer yarısıdaha ileri atıldı ve daha bir kuvvetle savaştı,
ve geriye çekilenler Peygamberimizin imamlığında namazı kıldılar, bitince de digerleri ile yerdeğiştirip onlar savaşmaya başladı diğerleri geri çekilip yine Peygamberimizin imamlığında namazı eda ettiler...

sence onların zamanı varmıydı? ya da bunların...







ama o zaman bu yoktu değil mi?



yada bu








( resimdeki yazılar için tıklayın: http://img70.imageshack.us/img70/6154/huuml6li7.jpg  )
eee tek sebebin bu mu yani? başkaları da yok mu?

hem vakit bulsan bile nerde kılacaksın ki namazı yer yok ki evde değilsin zaten başka yerde yok değil mi?

sence onların yeri var mı?







buda tutmadı başka yokmu bahanen?

yada yolculuk yapıyosundur değil mi, kılacak yer yok ki olsa kılardın...

peki onların var mı?







buda olmadı galiba?

yada çok yoğunsundur, çok işin vardır hiç ayıracak vaktin yoktur değil mi?

onların da işi çok ama bi on dakika ayırabiliyorlar




ama senin bir dakikan bile yok değil mi?

bir düşün bakalım bu kadar vakti ne için harcıyosun, dünyalık için değil mi?
iyi para kazanıyım, rahat yaşıyım, param pulum olsun hepsi bunun için mi?
bir daha düşün sen önce kim götürmüş bir bez parçasından başka bir şey, orada rahat etmek için kim biriktirebilmiş veya götürebilmiş kazandıklarını?
oraya gittiğinde ilk sorulacak soru ne biliyor musun?

yaa o zaman ne cevap vereceksin, vaktim yok diyemezsin, yer bulamadım diyemezsin, işim vardı diyemezsin değil mi?

belki şunu dersin: "bu kadar çabuk beklemiyordum ölümü yoksa kılacaktım ileride namazımı kaza namazıda kılacaktım"...ama senin yaşın genç daha yaşlanınca kılarsın değil mi hem o zaman bol bol vaktinde olacak,
ya yaşlanmazsan...

ya sen namaz kılmadan, senin namazını kılarlarsa...




bunlar kadar gençmisin sen,ama bak onlar kılıyor neden?



namaza yetişmek için koşan bir çocuğa Hz.Ömer "sen daha çocuksun bu kadar telaş etmene gerek yok sen daha küçüksün namaz sana farz değil"demişti,
ve çocuk demişti ki:"Amca, amca! Bu işin büyüğü küçüğü olur mu? Daha dün mahallemizde bir çocuk öldü. Üstelik benden de küçüktü. Ölüm denen gerçeğin büyük küçük ayırdığı yok. En iyisi her yaşta buna hazır olmalı. Hem bu yaşta Namaza alışmazsam, büyüyünce kılmak zor gelebilir."

sen hala gencim de...?



aaa olmadı hastasın değil mi onun için kılamıyorsun, özür dilerim...

ama iyileşmen için namaz kılman gerektiğini biliyor musun? öyle dememiş mi Peygamberimiz"namazda şifa var" kalk bir kıl bakalım namazın hastalığın kalıyor mu o zaman???

bak oda hasta üstelik kaç yaşına gelmiş...(HİÇ UNUTMAM DEDEM ÖLÜM DÖŞEGİNDE DAHİ KILIYORDU)






ama ayakta duramıyosun değil mi?
oturarak kıl, oturamıyosunda(yatalaksın)
kafanla kıl o zaman, yoksa tamamen felç mi geçirdin (şimdi yıttın galiba) zannetme ki yırttın o zaman da gözlerin kıl bak bu kadar kolaylık var, eminim başka bahanelerinde vardır...değil mi?

yaaa boş ver hem sen niye namaz kılacaksın önemli olan kalp değil mi? senin kalbin temiz kılsan ne olacak ki?

O Güzeller Güzelinin kalbi kapkara mıydı, pislik içinde miydi de, ayakalarının altı şişinceye kadar namaz kılardı?

eee gördün mü kalbin Efrendimizin kalbinden de mi temiz acaba???

değil, değil mi?

bu da olmadı var mı başka bahanen kalmadı mı yoksa uyduracak bir şeyler?

tamam hepsini kılamıyorsun bari bir iki vakiti kıl olmaz mı?

oda mı yok?

bahanelerini dinleme(me)k isterim veya dur bunlarıda ben tahmin ediyim...

sabah namazına uyanamıyorsun, sabahın köründe kim kalkacak ki uykunu mahvedeceksin değil mi?


ya böyle bir ilan görsen ne yapardın acaba?





ama gitmezdin değil mi değmez onun için felan uykunu bozmana, sen mi gitmeyeceksin yalan bari söyleme ilk sen olmak için geceyi orda geçirirdin...

olmadı, gelelim öğleye, off öğle vakti o kadar telaşede namaza vakit mi ayırcaksınbir sürü işin gücün var yetişemiyorsun zaten, bir de namaz hiç olmaz bu kadar işin arasında namaz mı olur?



ama yemeğini yemeden öğleyi geçirmiyorsun belkide zevkini çıkara çıkara 1 saatte yiyosun yemeği değil mi, yemek daha önemli değil mi???

ya ikindin ne olacak??

dur şimdi zaten yoruldun bütün gün işler hala bitmedi bu yorgunlukla namazını felan kılamazsın, ama dedim ya az önce bir daha diyeyim ne demiş Peygamberimiz"hasta mısın, yorgun musun, çaresiz misin,... o zaman namaz kılda geçsin bunların hepsi...

ya akşam namazı???

oooo sende yaaa daha eve gidilecek, yemek yenilecek, zaten akşam vaktide kısa yetişemiyorsun değil mi?

evine 10 dakika sonra girsen ne olacak kaçmıyor ya ev, ama vakit gidiyor bir daha bulabilecekmisin o vakti???

yatsı namazını hiç sormuyum değil mi?


o saatte namaz mı kılınır insanın uykusu geliyor uykulu uykulu namaz kılınmaz ki...

ama nedense başka zamanlar uykun gelmiyor, mesela bunlara bakarken hiç uykun gelmiyor değil mi?







eee bunlarda olmadı vakitlerin birinden bile sıyıramadın yakayı,var mı başka bahanen benim aklıma bu kadarı geliyor, seninde aklına gelmiyor değil mi? kalmadı çünkü başka bahane... aslında var ben sana söyleyim mi üstelik bu sefer kesin kurtulursun namaz kılmaktan(zaten kılmıyosunda) üstelik bir tane değil, ne mi dur söyleyim:

1 : ÖLÜ İSEN

2: DELİ İSEN

3: ÇOCUK İSEN

4: HAYVAN İSEN

5: KAFİR İSEN

ne dersin sıyırdın bu sefer ha?

ama yok, nasıl olur sen ölü veya deli değilsin, üstelik kocaman adamsın ve insansın, Allah  korusun kafirde değilsin eee demek ki neymiş namazdan kurtulamazsın................


sana sesleniyorum ey insan boşver sen nefsini o zaten hiç namaz kılmak istemez ki sen dinleme onu bak yukarda birden sıraladı bahaneleri sonuç ne peki? koskoca bir hiç. yani gel namazını kıl uyma sen ona yoksa sende mi uyduracaksın bahane ama kalmadı ki bahane, niye mi namaz kılacaksın? dur onuda söyleyim:

sen müslümansın degil mi?(elhamdülillah) eee kanıtın ne nasıl ispatlarsın bana müslüman oldugunu, tabi ki namaz kılarak islam demek namaz demektir namaz dinin direğidir onun için...


bir de gözünü çevirde bak etrafına




bu güzellikleri Yaratan övülmez mi, ona sana verdiği binlerce nimet için şükredilmez mi, tabi ki şükredilir bu da en güzel şekli olan namazla olur, hem sen namaz kılmakla Allah ’ı yüceltemezsin O zaten Yüceler Yücesi , sen ancak Rabbimin katında kendini yüceltirsin...

tamam sen boşver hepsini sen bunlara da mı acımıyorsun



Yüce Allah  buyurmuyor mu:

"namazdan sonra edilen dua reddolunmaz" diye, haydi onlar için başka bir yapmıyorsun(yapamıyorsun) madem en azından dua et...



hem bak doğada herşey ona secde ediyor sen daha ne duruyorsun







şimdi gel ne dersin artık başlayalım mı namaza?
haydi mevlanaca namaz kılmaya var mısın??


onun gibi secde ede ede seccadeyi lime lime etmeye var mısın?

veysel karani gibi geceleri gündüzleri namazla geçirmeye var mısın?
öyle güzel bir namaz kılarmış ki mübarek bir geceyi sadece kıyamda, bir gece sadece ruküda, bir gece sadece secdede geçirirmiş...
Hz. Ali gibi, savaşta yediği okun acısından çıkaramıyorlar, ancak Hz. Ali namaza durunca çıkarıyorlar hem de kılı bile kıpırdamıyor, soranlara da "biz namaz kılarken can kuşumuzu salıveririz" demiş, var mısın böyle namaz kılmaya?,

Hz.Rabia gibi, gözlerinde yaş kalmayıncaya kadar namaz da ağlamaya var mısın?

ve O GÜZELLER GÜZELİ, namazı en güzel kılan O kimse onun gibi Kılamazdı, varmısın onun ümmeti olarak namaz kılmaya?

biliyorum sen onlar gibi namaz kılamazsın, onlar gibi olsan zaten bahane uydurmaz, namaz kılmak için kendine yollar arardın bu zamanda...nasıl mı namaz kılacaksın?

öyle bir namaz kılacaksın ki ezanı okuyan Bilal-i Habeşi olacak, namaz kıldığın yer Mescid-i Haram(KABE) olacak ve imamın Hz. Muhammet Mustafa olacak ve Hz. ebubekir, Hz. Ömer, Hz.Osman, Hz.Ali ve sahabeyle birlikte namaza duracaksın....

öyle bir namaz kılacaksın ki, sırat köprüsünün üzerinde olacaksın aşağısı cehennem ve karşında YÜCELER YüCESİ Allah  TEALA ve meleklerle saf tutarak...

öyle bir namaz kılacaksın ki mevlana’ca:



Namaza tekbirle girmek,"İlahi,biz Senin huzurunda kurban olduk !" demektir. Tekbir getirerek kurban kesildi ğibi, tekbirle namaza başlamak da, "Allah ’ım canımız Sana feda olsun!" anlamındadır.

Namazda kıyama durmak, Allah ’ın huzurunda kıyametteki muhasebeyi hatırlatır. Kul, biraz sonraki hakkıyla yerine getiremediği kullundan ve işledği günahlardan dolayı, utancından ayakta durmaya dermanı kalmaz, rükuya eğilir.

Başı rükuda iken"Hakk’ın suallerine cevap ver" diye İlahi ferman gelir. Kul, rükudan başını mahcup olarak kaldırır. Ayakta duramaz, yüzüstü secdeye kapanır.

Tekrar ona,"Secdeden başını kaldır! Yapmış olduklarından haber ver" diye ferman gelir. O, yine mahcup bir halde başını kaldırsa da, tekrar yüz üstü kapanır.



Aslında sen namazı Kabe de kılıyorsun biliyor musun? evet sen o safın içindesin aslında, ilk saf Kabe’nin etrafını çeviren ilk halkadır ve sende gittikçe büyüyen bu halkanın içindesin bu safın içindesin sen namazı orda kılıyorsun sadece biraz arka saflardasın o kadar, inşAllah  ön saflarda da kılmak nasip olur...

var mısın böyle namaz kılmaya?

hadi ey kalbim durma artık tövbe et ve Yaradanına en güzel hamdını sun, temizle kalbini pislikten, dünyalıktan ve kula yakışır bir şeklide MEVLA’ya yaklaş...


hadi be ruhum hadi be kalbim uymayın siz o nefsime o hep konuşur ve sizi kötüye götürür, siz ondan güçlüsünüz, siz ona hükmedersiniz hadi kırın onun gücünü

biliyorum yapacaksın sen bunu hadi o zaman bak Bilal-i Habeşi ezanı okumaya başladı



haydi şimdi namaz zamanı, haydi şimdi kurtuluş zamanı...


KURTAR KENDİNİ...
                       

*ANLAMLARI İLE BİRLİKTE ESMA'ÜL HÜSNA*

"Allah"
O kendinden baska hiç bir ilah bulunmayan tek : AllaH

2
"er-Rahman"
Esirgeyici,bütün mahlukatina rahmetiyle muamele eden(dünyada).

3
"er-Rahîm"
Bagislayici,sevdiklerine ve müminlere merhamet eden(ahirette).

4
"el-Melik"
Mülkün sahibi,mülk ve saltanat devaml olan.

5
"el-Kuddüs"
Her türlü eksiklik ve ayplardan münezzeh olan.

6
"el-Selam"
Her çesit afet ve kederlerden emin olan.

7
"el-Mü'min"
Kullarina emniyet veren.Kendinin ve peygamberlerinin dogrulugunu ortaya koyan, kullarina yaptigi va'dinde sadik.

8
"el-Müheymin"
Saltanat hakkinda diledigi gibi tasarruf eden, her seyi gözetip koruyan.

9
"el-Aziz"
Izzet sahibi, malup edilmesi imkansz olan, her eye galip olan.

10
"el-Cebbar"
Azamet ve kudret sahibi, istedigini mutlak yapan, diledigine muktedir olan.


11
"el-Mütekebbir"
Ululuk sahibi,her seyde ve her hadisede büyüklügünü gösteren.

12
"el-Halk"
Her seyin varligin ve geçirecegi halleri takdir eden, yaratan, yoktan vareden, büyüklükte esi olmayan.

13
"el-Bari"
Her seyin aza ve organlarini birbirine uygun yaratan.


14
"el-Musavvir"
Tasvir eden , her seye bir sekil ve hususiyet veren.

15
"el-Gaffar"
Kullarinin günahini örten, magfireti çok,günahlar bagislayici.

16
"el-Kahhar"
Her seye,her istedigini yapacak surette, galip ve hakim olan.

17
"el-Vehhab"
Çok fazla ihsan eden, çesit çesit nimetleri daima bagislayan.

18
"el-Rezzak"
Bütün mahlukatin rizkini veren ve ihtiyacini karsilayan.

19
"el-Fettah"
Her türlü müskülleri açan ve kolaylastiran, darliktan kurtaran.

20
"el-Alîm"
Her seyi en ince noktasina kadar bilen, ilmi ebedi ve ezeli olan.

21
"el-Kabd"
Diledigine darlik veren, sikan, daraltan.

22
"el-Bast":
Diledigine bolluk veren, açan, genisleten.

23
"el-Hafd"
Yukaridan asaya indiren, alçaltan, dereceleri düsüren.

24
"el-Rafi"
Yukari kaldiran, yükselten, dereceleri yükselten.

25
''el-Mu'iz"
izzet veren, aziz kilan.

26
"el-Muzill"
Zillete düsüren, hor ve hakir eden.

27
"el-Semi"
Her seyi isiten, kullarinin niyazini kabul eden.

28
"el-Basir"
Her seyi gören.

29
"el-Hakem"
Hikmet sahibi olan, yaptigi her iste hikmeti gözeten, hükmeden.

30
"el-Adl"
Son derece adaletli olan.

31
"el-Latif"
En ince islerin bütün inceliklerini bilen,lütuf ve ihsan sahibi olan.

32
"el-Habir"
Herseyin iç yüzünden, gizli taraflarindan haberi olan.

33
"el-Halim"
Yumusak davranan, hilmi çok olan.

34
"el-Azim"
Pek azametli olan, yüce.

35
"el-Gafur"
Çok bagislayan, magfireti çok.

36
"el-Sekûr"
Kendini rizasi için yapilan amelleri daha ziyadesi ile karlayan.

37
"el-Aliyy"
Çok yüce.

38
"el-Kebir"
Pek büyük.

39
"el-Hafîz"
Yapilan isleri bütün tafsilatyla hifzeden, her seyi afet ve belâdan koruyan.

40
"el-Mukit"
Bilen, tayin eden. Her yaradilmisin rizkini veren.

41
"el-Hasîb"
Herkesin hayat boyunca yaptiklarnin bütün teferruatyla hesabini iyi bilen. Mahlukatina kafi olan.

42
"el-Celîl"
Azamet , ululuk sahibi olan.

43
"el-Kerîm"
Çok ikram edici

44
"el-Rakîb"
Bütün varliklar ve bütün isler murakabesi altinda bulunan.

45
"el-Mucîb"
Kendine yalvaranlarin isteklerini veren, dualarn kabul eden.

46
" el-Vasi' "
Lütfu bol olan, tüm niteliklerinde sonsuzluk derecesinde genis olan.

47
"el-Hakîm"
Emirleri, kelam ve bütün ileri hikmetli, hikmet sahibi olan.

48
"el-Vedûd"
Kullarini en fazla seven, sevilmeye en layik olan.

49
"el-Mecîd"
San, serefi çok üstün olan.

50
"el-Ba'is"
Ölüleri dirilten , kabirlerden çikaran.

51
"el-Sehîd"
Her zaman ve her yerde hazir ve nazir olan.

52
"el-Hakk"
Vacib'ul vücud olan,varligi hiç degismeden duran.

53
"el-Vekil"
Tevekkül sahiplerinin isini düzeltip onlardan daha iyi temin eden.

54
"el-Kaviyy"
Pek kuvvetli.

55
"el-Metin"
Pek güçlü.

56
"el-Veliyy"
Mu'min kullarnin dostu.

57
"el-Hamîd"
Ancak kendine hamd edilen,bütün varligin diliyle övülen.

58
"el-Muhsi"
Sonsuza kadar da olsa, herseyin sayisini bilen.

59
"el-Mubdi"
Mahlukati maddesiz ve örneksiz olarak bastan yaratan.

60
"el-Mui'd"
Yaradilmislari yok ettikten sonra tekrar yaratan.

61
"el-Muhyi"
ihya eden, dirilten, can bagislayan,saglik veren.

62
"el-Mumit"
Canli mahlukatin ölümünü yaratan, öldüren.

63
"el-Hayy"
Diri, tam ve mükemmel manasyla hayat sahibi

64
"el-Kayyum"
Yarattiklarnin isini çeviren, her isleneni bilen, evveli olmayan.

65
"el-Vacid"
istediini, istedigi vakit bulan.

66
"el-Macid"
Kadri ve an büyük, kerem ve hosgörüsü bol.

67
"el-Vahid"
Tek. Zat'inda, sifatlarnda, isimlerinde, ef'alinde orta ve benzeri olmayan.

68
"el-Samed"
Her seyin muhtaç oldugu, fakat hiç bireye muhtaç olmayan.

69
"el-Kâdir"
stedigini, istedigi gibi yaratmaya muktedir olan.

70
"el-Muktedir"
Kuvvet ve kudret sahipleri üzerinde diledigi gibi tasarruf eden.

71
"el-Mukaddim"
istedigini öne getiren, öne alan.

72
"el-Muahhir"
istedigini geri koyan, arkaya birakan.

73
"el-Evvel"
Her seyden önce var olan.

74
"el-Ahir"
Her sey helak olduktan sonra geri kalan.

75
"el-Zahir"
Varligi sayisiz delillerle açik olan.

76
"el-Batin"
Akillarin idrak edemeyecegi, yüceligi gizli olan.

77
"el-Vâli"
Evreni ve evrendeki bütün olaylar tek basina idare eden.

78
"el-Müteâlî"
Aklin mümkün gördügü her seyden, her halden pek yüce olan.

79
"el-Berr"
Kullarna iyilik ve ihsan, nimetleri bol olan.

80
"el-Tevvâb"
Tevbeleri kabul edip günahlari bagislayan.

81
"el-Muntakîm"
Günahkarlara, adaletiyle, hakettikleri cezayi veren.

82
"el-Afuvv"
Affeden, magfiret eden.

83
"el-Rauf"
Merhamet edici, pek sefkatli.

84
"Mâlik'ül-Mülk"
Mülkün ebedi-ezeli sahibi.

85
"Zülcelâli ve'l ikrâm"
Hem azamet sahibi, hem fazl u kerem sahibi.

86
"el-Muksit"
Hükümleri ve ileri yerli yerinde olan.

87
" el-Cami' "
istedigini istedigi zaman istedigi yerde toplayan.

88
"el-Ganiyy"
Çok zengin, hiç bireye muhtaç olmayan.

89
"el-Muni"
Diledigine zenginlik veren, müstagni kilan.

90
" el-Mani' "
Baz seylerin meydana gelmesine müsaade etmeyen, engelleyen.

91
"el-Darr"
Keder ve zarar verecek seyleri yaratan, hüsrana ugratan.

92
" el-Nafi' "
Hayir ve menfaat verecek eyleri yaratan, faydalandran.

93
"el-Nur"
Alemleri nurlandiran, diledigine nur veren, nur olan.

94
"el-Hadî"
Hidayete kavusturan, kulunu hayirla muvaffak kilan.

95
" el-Bedi' "
Örneksiz, misalsiz ve hayret verici alemler yaratan.

96
"el-Bakî"
Varlinin sonu bulunmayan, ebedi olan.

97
"el-Varis"
Varligi devam eden, servetlerin hakiki sahibi.

98
"el-Resîd"
Bütün alemleri dosdogru bir nizam ve hikmetle akibetine ulastiran.

99
"es-Sabûr"
Çok sabirli olan, isyankarlardan acele intikam almayan...

Celle Celâlühu

En Münafık Günah: Gıybet

Image Hosted by ImageShack.us

güzel konuşun ya da susun; YA HAYIR KONUŞUN YADA SUSUN 

    Image Hosted by ImageShack.us  

GIYBET DİNLEYEN NE YAPMALI...? 

Engel olmazsak, bizimle konuşurken gıybet yapanla suç ortağıyız.

 

Çünkü gıybetin devam edebilmesi, bizim en azından dinliyor görüntüsü verebilmemize bağlıdır.

 

 Başkalarının gıybetine bilinçli kulak misafiri olan da gıybetin suç ortağıdır.

 

 Bu söz sadece bizimle konuşanın yaptığı gıybeti değil; çevremizde, radyoda veya televizyonda yapılırken dinlediğimiz gıybetleri de kapsamaktadır.

İlk yapmamız gereken, “Kim ki yanında Müslüman kardeşinin gıybeti yapıldığı halde, gücü yeterken ona yardım etmezse, Allah onu dünya ve ahirette zelil kılar” (22) hadis-i şerifini hatırlamak olmalıdır.

O anda kendimizi gıybeti yapılan kişinin yerine koymalı, bizden gıyabımızda bu şekilde söz edildiğinde rahatsız olup olmayacağımızı sormalıyız.

Onuru zedelenen kişinin üzülmesi gerekiyorsa üzülmeli, hakkını savunması gerekiyorsa savunmalıyız.


Önce kalbimizde derin bir rahatsızlık oluşmalı, gıybeti dinlemeye tahammül edemez hâle gelmeliyiz.

 
Gıybeti yapılan kişi kişisel dostumuzsa, mutlaka sözel olarak müdahale etmeli, onurunu savunmalı ve gıybeti suçlamalıyız.


Susturmanın bize zararı büyük olacaksa, ‘rahatsızlığımızı hissettirmek şartıyla’ oradan hemen uzaklaşmalıyız.


Radyo veya televizyonda yapılıyorsa, hemen kapatmalıyız. Bunları yapamıyorsak, dinlememeye çalışmalıyız.


Dahası, gıybeti dinlediğimiz için Allah’tan af dilemeli,

Gıybeti yapılan kişiye dua etmeli,

Duyduklarımızın etkisinde kalarak suizan etmemeye özen göstermeliyiz.


Uyarıp düzeltemediğimiz gıybetçiden, elimizden geldiğince uzaklaşmalıyız
   

 

HESABA ÇEKİLMEDEN ÖNCE KENDİNİZİ HESABA ÇEKİN...

HESABA ÇEKİLMEDEN ÖNCE KENDİNİZİ HESABA ÇEKİNİZ

 

   Hesaba çekilmeden önce,kendinizi hesaba çekiniz.Amelleriniz tartılmadan önce,kendi amellerinizi tartınız.Hesaba çekilmek üzere,kıyamet günündeki en büyük arz, huzura alınma için gerekli güzel hazırlıkları yapınız. O gün huzura alınırsınız,öyle ki size ait hiçbir sır gizli kalmayacak,bütün sırlar meydana çıkacak nitekim ceneb-ı hak şöyle buyurur:

Ey insanlar! O gün hesap ve sorgu-sual için huzura alınırsınız.öyleki size ait hiçbir sır gizli kalmayacak, bütün sırlar meydana çıkacak. Buna her gün, muhasebemizi şu şekilde yapmalıyız.

1).Uykudan kalkarken Allah (c.c)’yu andın mı?

2).Bu gün sabah namazını camide cemaatle kıldın mı?

3).Bu gün sabah zikirlerini okudun mu?

4).Bu gün Allah(c.c)’dan helal rızık vermesini isteyerek ve helal rızkı araştırarak başladın mı?

5).Allah(c.c)’dan üç defa seni cennete girdirmesini istedin mi? Çünkü her kim Allah(c.c)’dan kendini cennete sokmasını isterse;Cennet derki:Ya rabbi onu cennete girdir.

6).Allah(c.c)’dan üç defa seni cehennem azabından korumasını istedin mi?Çün kü her kim bunu yaparsa cehennem der ki:ya rabbi onu cehennem ateşinden koru.

7).Bütün namazları vaktinde camide cemaatle kılmaya devam ediyormusun?

8).Bu gün müekked sünnetleri ve nafile namazları kıldın mı?

9).Her namaz ve ezanın peşin den okunan zikirleri okuma ya devam ediyormusun?

10).Bu gün namazlarını huşu içinde ve namazda ne dediğini düşünerek kıldın mı?

11).Kazancında,yemende,içmende,giyim,kuşamında,Allah’ın ölçülerine riayet ettin mi?

12).İslam nimeti üzerine Allah’a hamd ettin mi?

13).Kulak,göz,kalp,nimeti ve diğer nimetler üzerine Allah’a hamd ettin mi?

14).Duaları kabul olduğu saatleri ve bu saatlerde Allah’ın çağrısını ganimet bildin mi?

15).Bu gün Allah’ın kitabından bir şey okuyup,öğrenip,ezberleyip onunla amel ettin mi?

16).Bu gün resülullah (s.a.v)’in hadisi şerifinden bir şey okuyup,öğrenip,ezberleyip onunla amel ettin mi?

17).Farzlardan bir şey öğrendin mi ve bu gün ilim için derste bulundun mu?

18).Bu gün gözünü,kulağını ve diğer organlarını haramdan korudun mu?

19).Bu gün peygamber(s.a.v)’le salat-ü selam getirdin mi?

20).hasta ziyaret ettin mi?

 

21).Cenaze yıkamaya,namazını kılmaya,defnetmeye gittin mi?

22).Bu gün bir iyiliği emrettin veya bir kötülüğü nehyettin mi?

23).Allah için nasihat ettin mi?

24).Bir müslümana yardım ettin mi?

25).Sözünde durup vaadini yerine getirdin mi?

26).Gizli ve açıkla bütün amellerini sırf Allah rızası için yaptın mı?

27).Fakirlik ve zenginlik halinde iktisadlı hareket ettin mi?

28).Senden sıla-i rahmi kesene,sıla-i rahim yaptın mı?

29).Kızgın ve sevinçli olduğun zamanlarda adaleti göz etten mi?

30).Sana zulm edeni affedip,sana kötülük yapana iyilik yaptın mı?

31).Bu gün susmanda tefekkür,konuşmanda zikir,bakışında ibret oldu mu?

32).Allah(c.c) için sevdin Allah(c.c) için buğz ettin mi?

33).bir kişiyi islama ısındırmak için ve sevgisini arttırmak için hediye verdin mi?

34).İyi dostlar bulup kötü arkadaşlarından uzaklaşmayı düşündün mü?

35).Seninle Allah (c.c) yolunda kardeş olacak biriyle tanışmaya gayret ettin mi?

36).Çok gülmekten kaçınmak için teşebbüste bulundun mu?

37).Bu gün Allah(c.c) korkusundan dolayı ağladın mı?

38).Bu gün günahlarından istiğfar ettin mi?

39).Allah Teala’ya islam dini üzerine kalbini saglam kılması için dua ettin mi?

40).Bu gün Allag Teala’ya niyazda bulunup, bütün mü’minler için istiğfar ettin mi?

41).Bugün fakirlere ve yoksullara sadaka verdin mi?

42).Bugün bir müslüman kardeşinin yüzüne gülümsedin mi?

43).Kendi nefsin için kızmayı bırakıp,Allah Teala için kızmaya gayret ettin mi?

44).Kalbini kin, hınç ve haset hastalıklarından temizledin mi?

45).Dilini yalandan, gıybetten, başkasını çekiştirmekten, laf kavgası yapmaktan ve boş söz konuşmaktan uzak tuttun mu?

46).Nefsini güzel huylardan olan yumuşaklık, sabır, vera, takva,tevekkül ve ihlasa alıştırdın mı?

47).Sana gelen bir müsibet karşısında “inna lillah ve inna ileyhi raciun=biz Allah’ın kullarıyız ve biz O’na döneceğiz” dedin mi?

48).Şu dua ile Rabbine yalvardın mı?”Ya Rabbi bile bile şirk koşmaktan Sana sığınırım ve bilerek yaptığım şeylerden dolayı Senden mağfiret isterim.”Çünkü her kim bu duayı okursa, Allah (c.c) ondan aşikar ve gizli şirki yok eder.

49).Bugün bütün işlerinde sırf Allah (c.c) rızasını gözettin mi?

50).Peygamber(s.a.v)’in kavli ve ameli sünnetlerine devam ettin mi?

51).Ölüm, kabir, ahiret günü ve zorluklarını düşündün mü? 

 
Image and video hosting by TinyPic
sanatçı 
sanatçı 
sanatçı 
sanatçı 
sanatçı 
sanatçı 
sanatçı 
sanatçı 
sanatçı 
sanatçı 
sanatçı 
sanatçı 
sanatçı 
sanatçı 
sanatçı 
sanatçı 
sanatçı 
sanatçı 
sanatçı 
sanatçı 
sanatçı 
sanatçı 
sanatçı 
sanatçı 
sanatçı 
sanatçı 
sanatçı 
sanatçı 
sanatçı 
sanatçı 
sanatçı 
sanatçı 
sanatçı 
sanatçı 
sanatçı 
sanatçı 
 

Youtube

Sandbox

Yükleniyor...

yürütü tıklayınız..

        Kırmızı gül  Solmuş gül Kırmızı gül  YORUMLARINIZ BENİM İÇİN ÖNEMLİ ZİYARET ETTİĞİNİZ İÇİN TEŞEKKÜRLER MERYEMSolmuş gülKırmızı gülSolmuş gül

                    

Bazen insan kendini gökteki yıldızlar kadar, bazende dağ başında tek kalmış bir çalı kadar yalnız hissediyor. Bazen de peygamber kadar sorumlu,bir suçlu gibi günahkar ,bu vazifenin ağırlığının farkında olmakta güzel... Bazen bitmek tükanmek bilmeyen dertler üzerimize yağıyor ama gök kuşağıda sadece yağmurdan sonra çıkıyor.. Ömür sermayemiz az.. yapılacak işler çok az ömürde ebedi hayatı kazanmaya gelmişiz kolay mı? sabrın şehrinde buluşmak üzere... Hepiniz alanıma hoş geldiniz esselamü aleyküm kardeşlerim....

                                                                               "EDEPLE GELEN İKRAM İLE GİDER"

arkadaşlar yorumlarınıza "chat box" eklemesseniz sevinirim aksi taktirde yorumlarınızı silmek zorunda kalıyorum teşekkürler.

Diğer spaces adresimide ziyaret etmek isterseniz eğer  www.meryembaykus.spaces.live.com

Lütfen bekleyin...
Girdiğiniz yorum çok uzun. Lütfen kısaltın.
Hiçbir şey girmediniz. Lütfen yeniden deneyin.
Üzgünüz, şu anda yorumunuzu ekleyemiyoruz. Lütfen daha sonra yeniden deneyin.
Yorum eklemek için ebeveyninizden izin almanız gerekiyor. İzin isteyin
Ebeveyniniz yorumları devre dışı bıraktı.
Üzgünüz, şu anda yorumunuzu silemiyoruz. Lütfen daha sonra yeniden deneyin.
Bir günde bırakılabilecek yorum sayısı üst sınırını aştınız. Lütfen 24 saat içinde yeniden deneyin.
Sistemlerimiz diğer kullanıcılara istenmeyen posta gönderiyor olabileceğinizi bildirdiğinden hesabınızdan yorum yazma özelliği kaldırıldı. Hesabınızın devre dışı bırakılmasının yanlış olduğunu düşünüyorsanız, lütfen Windows Live desteğine başvurun.
Yorum bırakmayı bitirmek için aşağıdaki güvenlik denetimini tamamlayın.
Güvenlik denetiminde yazdığınız karakterler, resimdeki veya sesteki karakterlerle eşleşmelidir.

Peygamberimiz (a.s.m) buyurmuştur ki;

Allah yolunda ve yalnız Allah için birbirini sevenler tepesinde yetmiş bin oda bulunan kırmızı yakuttan yapılmış kuleler üzerinde bulunurlar.
Bunlar cennet ehline doğru yöneldiklerinde onların güzellikleri cennet ehlini güneşin dünya ehlini aydınlattığı gibi aydınlatır.
Cennetlikler onlara;
"Bize doğru dönündeAllah yolunda birbirlerini sevenlere bir bakalım..."derler.
Onlar cennet halkına yöneldiği zamangüneşin dünyayı aydınlattığı gibi onların güzeliği de cennet ahalisini öylece aydınlatır.
Üzerlerinde yeşil ipekten yapılmış elbiseler vardır.
Alınlarında da "İşte bunlar Allah yolunda ve Allah için birbirlerini sevenlerdir"yazılıdır.
(el-Camius-Sağir II 18)


 Ey Allahım bize kendi sevgini, seni sevenlerin sevgisini ve bizi sana yaklaştıracak olanların sevgisini nasib eyle...

Cumanın rahmeti,bereketi,nuru üzerimize olsun. Rabbim kılınan cumalar hürmetine dualarımızın hayırlı olanlarını katında makbul eylesin.

Gönlünüz ömrünüz aydın olsun. Rabbim kendi istediği yolda yürütsün hepimizi inşaallah...

Selam ve dua ile...


 İslami bir toplum inşa edilirken ilk adres herkesin kendi evidir kendi ailesidir.

 


2 gün önce

Es-selâmü aleyküm ve rahmetu'llàhi ve berekâtühû!..


Cumanız mübarek olsun, aziz ve sevgili Gönül Dostları! Allah-u Teàlâ Hazretleri hem dünyada, hem ahirette her türlü hayırlara, mutluluklara, güzelliklere nâil eylesin, vâsıl eylesin, sahib eylesin... Cennetiyle, cemâliyle cümlenizi müşerref eylesin...


Güzel bir cuma gününde, size söylemek istediğim şeylerden birisi, Perşembe günü girmiş olan yeni 1431 Hicrî Yılınız hayırlı olsun, uğurlu olsun, sevaplı olsun, fâideli olsun, gönlünüzce olsun... Allah-u Teàlâ Hazretleri bu yılınızı ve bundan sonraki mütebâkî bütün yaşantılarınızı, ömürlerinizi hayırlı eylesin, mutlu eylesin... İki cihanda aziz ve bahtiyar olun..


Rabbim Cuma ve Muharrem ayı hürmetine, amellerimize ihlâs, gönlümüze huzur, hastalıklarımıza şifa nasip eylesin. Hayatımızın en hayırlı anında, kendisine layık kul, Efendimiz sav layık ümmet eylesin. Şuurlu, esmayı seyre dalıp, Rabbine teslim olan kullarından eylesin.




SevgiyLe/SeLametLe/HayırLa/AşkLa/Dua ve MuhabbetLe/Dostça/Vefayla KaLın
Akşam ŞerifLeriniz Hayr oLsun
18 Ara.
GARIP KULyazan:
HAYIRLI GÜNLER
CUMANIZ MÜBAREK;BEREKETLI VE HAYIRLI OLSUN...
HER SEY GÖNLÜNÜZCE OLSUN ARKADASIM..
  
10 Ara.
GARIP KULyazan:
 Benim suçum ne, Ben ne yaptım,
 sadece seni sevdim, seni arzuladım,
eğer bunlar suçsa vurun beni dağlara
taşlara kırın kemiklerimi,
Yalnız kalbime dokunmayın o bir gönül yıldızına tutulmuş
acısı zaten
 acıların en büyüğüdür..
GÜNÜN HAYIRLI  MUTLU HUZURLU OLSUN ARKADASIM
HER SEY GÖNLÜNCE OLSUN  RABBIMDEN HER DILEGIN KABUL MAKBUL OLSUN  SEVGI VE SAGLICAKLA KAL....
                                         
6 Ara.
GARIP KULyazan:
       
AKSAMINIZ HAYIRLI CUMANIZ MUBAREK OLSUN ARKADASIM...
 
Gönülgözü görmeyen cangözünü neylesin Dünyada dönmeyen dil mahserde ne söylesin Mevlam kalbinizi nur ebedinizi Cennet eylesin CUMANIZ mübarek olsun.           
                 
3 Ara.
GARIP KULyazan:

schrieb:

 

 

 

 

Geceniz hayirli hac,a gidenlerin haciliklari kabul olsun

gitmiyenlerinde tez zamanda gitmek nasip etsin RABBIM.

orda  edilen dualarin hepside kabul olsun ..

HUZURA GELDİM

 
 

 


Peygamberim, huzura kabul et beni
Dertlerimi bir bir dökmeye geldim

Adım adım dolaştım kutsal beldeni
Güzide Ashab’ın görmeye geldim

Allah’ın evi, muazzam Kabe’yi
Tavaf edip, rahmete ermeye geldim

Ziyana aşık kelebek gibi
Çevresinde dönmeye dönmeye geldim

İlk defa Hira’da gördüğün Nur’u
Hissedip, onunla uçmaya geldim

Şifalı su, mucizevi zemzemi
Kaynağından içmeye içmeye geldim

Bedir’i, Uhud’u, şanlı Hayber’i
Nakşedip, kalbime çizmeye geldim

Hendekte yüzüstü düştüğün yeri
Keşfedip yüzümü sürmeye geldim

Buram buram kokan Ruhu Nebiyi
Nefes nefes içime çekmeye geldim

Takva ile yükselen kutlu Kubâ’nın
Girip, temelinde yatmaya geldim

Veda hutbenle mesaj yerinde
Arafat’ta duaya, vakfeye geldim

İsmail misali boyun eğerek
Mina’da yoluna kurban olmaya geldim

Ümmetin olmaya ahdim var idi.
İmzalı dilekçem vermeye geldim.

Cennet bahçesi nurlu Ravzâ’na
Tazim ile rızan almaya geldim

Gönlümde açılan sevgi gülünü
Buket buket sunmaya geldim

Sevgine layık gördünse beni
Verilen rütbeyi takmaya geldim

Mübarek Ravzâ’na izin ver gireyim
Sararmış yüzümü sürmeye geldim

Bildirdin bizlere dostu, düşmanı
Düşmanım nefsimdir, yenmeye geldim

Kovma kapından Ya Resul, ne olur
Dönmek için değil, kalmaya geldim

1 Ara.
GARIP KULyazan:
HAYIRLI GÜNLER ARKADASIM.
GÖZLERİN

Hayatta mutlu olabileceğim tek yerdi gözlerin
Sen bunu anlıyamazsın
Gözgöze geldiğimiz vakit
Kahrolası mutsuzluk aldı içimden birşeyler
Azrailin canı aldığı gibi
Sevgisi yok olan insan gibi
Adına aşk desinler bu vakit
Eğer yaşamım son bulmazsa bu yerde

Bilmiyorsun
Hayatta mutlu olabileceğim tek yerdi gözlerin
Karanlığın yok olduğu yerdi
Benim direnişimin desteğiydi sanki
Dedim ya bilmiyorsun
Hayatta mutluluğu gördüğüm tek yerdi gözlerin

Nasıl anlatılır
Sensizliğinde
Bir toplumun yok oluşu gibidir
Varlığında
Hele birde bakıştığında
Ölülerin canlanması gibidir
Diyorum ya
Başlı başına bir kurtarıcıdır gözlerin

Senin haberin olsun
Gözlerinin sarhoşu ve aşığıyım
Gözlerin bir kurtarma meleği
Sonsuz kötülüklerin bitiricisidir
Bunların sebebi gözlerin
Yemin olsun sonsuz kere
Gözlerin mutluluğuma zemindir
HAYATTA MUTLU OLABİLECEĞİM TEK YERDİ GÖZLERİN...
29 Kas.
GARIP KULyazan:
 
 
 
                               

 

 

 

 

 

 

Bayramlar, insanlar arasındaki karşılıklı sevgi ve saygının perçinlendiği günlerdir. Bayramlar, insanların birbirleriyle olan dargınlıklarını unuttukları, barıştıkları, kardeşçe kucaklaştıkları

günlerdir. Bayramlar,milli ve dini duyguların, inançların, örf ve adetlerin uygulanıp sergilendiği, bir toplumda millet olma şuurunun şekillendiği, kuvvetlendiği günlerdir. Hep bir arada, sevgi dolu ve

huzurlu nice bayramlar geçirmek dileğiyle, yüreğiniz umutlu, umutlarınız atlı, sevdanız kanatlı, mutluluğunuz katlı, sofranız tatlı, mekânınız tahtlı, ömrünüz bahtlı ,Kurban Bayramınız kutlu olsun!

Sevgi ve saygilarimla..

 

 

 



26 Kas.
GARIP KULyazan:
Gününüz hayirli hafta sonu tatiliniz güzel olsun arkadasim
sevgi ve saygilarimla.......

 

Gördün mü İstanbul

Sen böyle acı gördün mü İstanbul
Sen böyle yalnızlık gördün mü
Öfke kusan,damar damar kan akan
Böyle ölüm gördün mü İstanbul

 

Geceleri bana mahrum ettin İstanbul
Geceleri beni mahkum ettin İstanbul
Sen böyle zulüm gördün mü İstanbul
Sen böyle aşk gördün mü İstanbul

 
Neler istiyorum İstanbul biliyormusun
Senden kaçmak değil
Seni sevmişim İstanbul başkalarının gözlerinde
Başkalarının saçlarında senin dalgalarını sevmişim
Yedi tepeni.yedi rengini,gök kuşağını,herşeyini
Seni sevmişim İstanbul...



Senden vazgeçebilirmiyim
Tadı tuzu sensin İstanbul hayatımın
Ve melekler,melekler üzerindeyken İstanbul
Son bir amaç,son bir gaye,son bir sevgi
Ama sana aşığım İstanbul


İstanbul kolla kendini
Tutarsız bir aşk benim ki,umarsız bir aşk İstanbul
En büyüğü sevmek,en iyiyi sevmek,en güzeli sevmek
Kısacası seni sevmek İstanbul
Kaçarak sevmek,bakmayarak sevmek

 
Affet İstanbul
Başkalarında arayarak sevmek
Ama döndüğüm baktığım her yerde seni görerek sevmek

Bir deli aşığım İstanbul
Surların mı,köprülerin mi,
Camilerin mi sahip çıkar bana bilmem
Kimsesizim İstanbul



Neden böyleyiz İstanbul
İkimizde ağır bedelleri sevmişiz
Aynı huylarımız var İstanbul
En büyüğü seviyoruz,en iyiyi seviyoruz
Sen Fatihi sevdin onun oldun
Ben onu sevdim
Senin oldum İstanbul!


Bir avare gibi,bir deli gibi
İstanbul böyle aşk gördün mü İstanbul
Başkalarında seni seven bir deli gördün mü
İstanbul acı bana İstanbul

 


Yağmurlarda kavruldum
Yalnızlıkta kavruldum
Yanmış yüreğimle gidiyorum senden
Elveda İstanbul severek ayrılıyorum
Sana elveda İstanbul


Son sözümü diyorum:
İstanbul seni seviyorum

21 Kas.
GARIP KULyazan:
GÜNÜNÜZ HAYIRLI CUMANIZ MUBAREK OLSUN DUALARINIZ KABUL  IBADETLERINIZ MAKBUL OLSUN SELAM VE DUA ILE ARKADASIM....  
 

Ölemiyorum Bile

Şişirip yelkenleri, açılma vaktin gelmiştir denize. Bilirsin ki ne fırtınalar, ne deli dalgalar beklemektedir seni. Korkarsın, terk edemezsin limanı, bir köşesine sığınırsın. Kabullenmesen de artık aşk bitmiştir, İşte son bu...

İçin hep hüzün doludur, bir türlü kabullenemezsin bittiğini. Gözlerinin içine bakıp seni seviyorum demesini beklersin. O sözler hiç çıkmayacak o dudaklardan bilirsin. Yinede umudun yeşildir, İşte hayal bu...

Gururlusundur, istenmediğin yerde durmazsın. An olur ki ne olur bitmesin dersin. Bu sözlerin dudaklarından nasıl çıktığına kendin bile inanamazsın. Oysa o yüzüne bakıp sadece gülümser, İşte acı bu...

Ondaki sıcaklığı kimsede bulamayacağını düşünürsün. Kimse onun gibi gülemez, onun gibi dokunamaz dersin. Ve kimseyi onun kadar sevemeyeceğini bilirsin. Kahredip başını eğersin önüne. İşte hüzün bu...

Nefes alamaz hale gelirsin, daralır için. Bir kaç saatlik derin bir uykuya hasretsindir. Bilirsin ki gözlerini kapasan da terk etmeyecektir hayali. Atarsın gecenin kollarına kendini, İşte huzur bu...

Ondan gelecek tek bir haberi umutsuzca beklersin Bir de beklemek ölüm gibi gelir insana böyle zamanlarda. Aslında ölüm fikride garip değildir artık sana. Geri dönerse diye ölemezsin bile, İşte sabır bu...

Hayat devam ediyordur ama her şey yarımdır, hep bir yanın eksik. Yüreğin eskisi gibi atmayacaktır, başka aşklarsa seni kandırmayacaktır. O başkalarıyla, mutlu bir hayatı yaşıyor olsa da, yine de sevginden vazgeçemezsin. İste aşk bu...

Bosver, hep aynı masal. “Hayat ve Ben” işte hepsi bu kadar…

19 Kas.